Sonbahar Eylül’le kendini müjdeler.
Eylül’le başlar yoğun koşuşturmalar.
Başkent Ankara’ya döner gözler.
Bir bir açılışlar izlenir.
Yılın ikinci yarısının yol haritası bu açılışlarla çizilir.
Önce ‘Yargı Yılı’ açılır.
Yargı yılı geçmişi aratırcasına, dengeleri bozarcasına, paramparça açıldı.
İçinde hukuk olmayan saraylarda davalar başladı; herkes adalet arıyor.

Okullar açıldı.
Eğitim düzeni allak bullak, bir karamaşa, bir aymazlık ki akıllar tutuldu.
Oysa yarınlarımız olan çocuklar çağdaş eğitimle bu okullarda biçimlenir.
Aileler umutla, güvenle çocuklarını okullara ve eğitime teslim ederler.
Bu yıl eğitim tam bir kaosla başladı.
Sonbahar yaprakları gibi eğitimle ilgili herkes savruldu.
Bu karmaşa içinde demokratik kitle örgütleri yılı değerlendirdi.
Adeta varız, buradayız, ülkemiz sahipsiz değil sesi verdiler.
Ödüllerle umudu tazelediler.
Bir Sonbaharın tatlı telaşı içinde çalıştılar.
Toplumsal uğraşa adanan yaşam sahiplerinin etkinlik takvimi yoğundu.
O etkinlikten bu etkinliğe koştular.
Bizde Eylül’ü böyle yaşar ülkenin ses duvarını aşanlar.
“Eylül toparlandı gitti işte,
Ekim falan da gider bu gidişle,” diyor ışıklar içinde olası Turgut Uyar.

1 Ekim’de Yasama Yılı açıldı!

Yılların kiniyle zorla doğan sözüm ona yeni eskiyi hoyratça yıktı.
Frakla sembolleşen yenilik aslında kinin sembolü bir başkaldırıydı.
Milletvekilleri tutuklu şaka gibi TBMM açıldı.
Sadece AKP Genel Başkanı konuştu.
Yenilik tek sesli olmak mı?
Oysa, TBMM açılışında nefesler tutulur ülkenin Cumhurbaşkanı açılış konuşması yapar.
Her gün konuşmadığı için TBMM açılışındaki konuşma merakla beklenir.
Konuşma bittikten sonra usta kalemler televizyonlarda yorum yapar; köşe yazıları yazılır.
Bu konuşma evlerde,kahvelerde, tarlalarda, fabrikalarda dillere düşer.
Ayrıştıran, çatışmacı dilden dökülen cümlelerin nesi dillere düşsün ki.
Bu arada TBMM başkanı temsil ettiği kurumsal kimlikten öyle yoksun, öyle uzak ki açılış sonrası odasına sadece koalisyon ortağı partiyi, yargıyı, orduyu çağırıyor.
Gazeteciler, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı neden yok diye sorunca ‘sanırım işi vardı gelemedi,’ diyebiliyor.
Aynı soruya yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “Ben çağrı almadım. TBMM Başkanı yalan söyler mi?” diye gazetecilere, kamuoyu önünde soruyor.

Adaleti çağrıştırıyor!

Bu açıklamanın ardından TBMM Başkanı özür diliyor.
Aslında bilerek CHP Genel Başkanını çağırmıyor.
Haksız da sayılmaz.
Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu olmayan ‘Adalet’i çağrıştırıyor.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma Cesur 2017-10-03 10:39:01

Türkiyenin icinde Bulunduğu durumu okadar güzel ozetlemişsinizki .Kaleminize ve Beyninize sağlık