banner87
Bu ülkenin genlerinde var, yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmemek. Bakınız son olay, Havva Ana’yla simgeleşen Yeşil Yol projesi… Doğu Karadeniz Kalkınma Planı (DOKAP) çerçevesinde birkaç yıldır sürdürülen bu projeye itirazlar ancak iş makineleri yüzlerce ağacı kestikten sonra yükselmeye başladı.
Samsun’dan Rize’ye kadar onlarca yaylayı birbirine bağlayarak bölgeyi ‘turizm merkezi’ haline getireceği iddia edilen projenin bazı kısımları şimdilik durduruldu. Önemli bir bölümde ise çalışmalar sürüyor, örneğin Ordu Beledeyi Başkanı önceki gün yaptığı açıklamada (ki 2.600 km’lik yolun önemli bir kısmı bu ildeki yaylalarda olacak) Ordu’daki çalışmaların kesintisiz olarak sürdüğünü söyledi. Gümüşhane, Samsun, Trabzon gibi illerde de yol yapımı devam ediyor.

Yeşil Yol’a neden itiraz edildiği, projenin detayları, doğal hayata nasıl zarar vereceği gibi konular günlerdir yazılıyor, uzmanlar bilimsel gerekçelerini kamuoyuyla paylaşıyor. Benim dikkat çekmek istediğim konu işin maliyeti…
DOKAP, Kalkınma Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu bir çalışma. Bölgesel kalkınmayı sağlamak için kurulan yapılardan biri de Doğu Karadeniz Bölgesi için hayata geçirildi. Kalkınma Bakanlığı, her yıl değişen oranlarda bütçe ayırıyor. Yeşil Yol için son 2 yılda 100 milyon TL’lik bir bütçe söz konusu. Ancak projenin kaça mal olacağı, yüklenici firmaların nasıl seçildiği, hatta kimler olduğu bilinmiyor. Her inşaat işinde olduğu gibi burada da şeffaflıktan eser yok. Kamuoyuna yansıyan bazı rakamlar, 600 milyon liralık bir maliyetten söz ediyor ama bu rakam da resmi ağızlardan teyit edilmiş değil.
Yol tamamlandıktan sonra belirli aralıklarla 40 ayrı turizm tesisi kurulması projenin bir diğer ayağı. Ancak bu tesisler nereye kurulacak, kim yapacak, hangi koşullarda ihale edilecek hatta ihaleye çıkılıp çıkılmayacağı bile belli değil.

ÇED’den yırtma uyanıklığı…
Mide bulandırıcı konulardan biri de toplam uzunluğu 2.600 kilometre olan bu yolun yekpare olarak yapılmıyor olması. Yani Bakanlık, her ilin sınırları içindeki güzergahı, o ilin kamu yönetimine bırakmış. Hatta aynı il içindeki güzergahlar bile parçalanmış. Amaç ÇED raporu zorunluluğunu ortadan kaldırmak. ÇED raporu gerekmeyince ne halka konuyu anlatmak, onay almak ne çevreye olan etkilerini bilimsel olarak incelemek gerekmiyor. Kamu burada da hesap verme kuralını göz ardı edip “ben yaptım oldu” demeyi amaçlıyor.

Kamuoyunu aydınlatma adına hiçbir adım atılmayınca ortaya çok sayıda iddia da atılıyor, özellikle de bu işten kimin rant sağlayacağı konusunda.
Helsinki Yurttaşlar Birliği tarafından hazırlanan bir çalışmada bölgede en yoğun iş alan iki şirketin Cengiz İnşaat ve Kolin İnşaat olduğu belirtiliyor. Proje kapsamında yapılan Devlet Su İşleri ve Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı ulaşım, yol ve baraj ihalelerin tamamı Cengiz ve Kolin’e verilirken, imar planlama ihaleleri de Barlas İmar Plan Ltd. isimli şirkete  verildiği belirtiliyor.

Cengiz İnşaat’ı 17-25 Aralık operasyonlarından anımsarsınız. Hani telefonda birlikte ihale aldıkları Kolin İnşaat’ın sahiplerinden biriyle konuşurken millete küfreden son yılların ihale şampiyonu Mehmet Cengiz’den söz ediyorum. Karadeniz sahil yolununun da müteahhidi olan Mehmet Cengiz, şu sıralarda Artvin’de maden çıkarma çalışmaları sürdürüyor. Mersin’deki Akkuyu nükleer santralı kapsamında bazı inşaat işlerini de alan Cengiz, Karadeniz’deki birçok baraja da imza atmış bir Karadenizli… Para hırsı bir insanın doğduğu, büyüdüğü toprakları korumak yerine talan etmesine yol açıyor maalesef…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.