Türkiye, 1946’dan sonra Batı blokunu tutunca, kendisini darbeler iklimine sokmuş oldu. Hele hele 1952 yılında NATO’ya girilince, devletin kaderi NATO’cu siyasetçilere ve asker-sivil bürokrasiye verildi.

Bunun sonucunda darbeler geldi. 1960 darbesi, iyice diktatörleşen Adnan Menderes yönetimine karşı yapılmıştı. Darbenin onaylanması mümkün değildir ama 27 Mayısçılar, Türkiye’ye yeni ve özgürlükçü bir anayasa armağan etmişlerdi. 12 Mart 1971 asker müdahalesi bu anayasayı budamak için yapılmıştı. 12 Eylül 1980 darbesi ise bu anayasayı tamamen ortadan kaldırdı ve özgürlükleri budayan, emek mücadelesini önleyen, Türkiye’yi gericileştiren bir anayasa getirdi.

TURGUT ÖZAL GÖZETİMİNDE

12 Eylül darbesi, ABD güdümündeki Türkiye’nin bu güdümden çıkmasını önlemek için planlandı. Laik ve antiemperyalist bir millet yerine dinci ve ümmetçi bir topluluğu Türkiye’ye egemen kılmak temel amaçtı. Bunun içinde Türkiye’yi eyaletlere de bölerek güçsüzleştirme hedefi bile vardı. Bu amaçla Türkiye sağ-sol üstünden kutuplaştırıldı. NATO’cu Gladyo’nin elemanları iki taraftan insanları öldürerek çatışmaları yaygınlaştırdılar ve buna da anarşi dediler.

Ve güya kendi yarattıkları anarşiyi yok etmek için darbe yaptılar. Bıkan vatandaş da bu darbeyi olumlu karşıladı.

Bu operasyonun askeri lideri Amerikan Çocuğu Kenan Evren iken ekonomik lideri Turgut Özal idi. ABD’den darbe sonrasında kendisinin iktidara getirilmesinin güvencesini almıştı. Gelişmeler de bu yönde oldu.

ERDOĞAN’IN ÖNÜ AÇILDI

12 Eylül darbecileri, ABD karşıtı olan iki kutbu, solcularla Ülkücüleri kırıp geçirdi. Amerikancı darbecilerin amacı, hapishanelerde işkencelerden geçirilen, bazıları asılan bu iki kanatın ideolojik olarak da kökünü kazımaktı. Bu amaçla ülke Ak Gençlik diye övülen Müslüman Kardeşler (İhvan-ül Müslimin) çizgisinden gelme siyasal İslamcılara teslim edildi. Türkiye’nin sokaklarına tarikatçı kesimin hakim kılınması bir ABD planı olarak Özal tarafından gerçekleştirildi. Bu dönemde Fethullah Gülen tarafından temsil edilen Nurcularla Halidilerin (Zahit Kotkucuların ve Menzilcilerin) devlet eliyle beslenip ticarete, eğitime, sağlık dahil bütün sektörlere sokulduğu dönemdir.

Böylece Tayyip Erdoğan’a oy verecek dindar ve kindar bir siyasal İslamcı kuşak yaratılmıştır. Bu gelişmeler, 1994’te Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanı yapılmasıyla ve sonra da uyduruk bir hapis cezasıyla kahramanlaştırılarak iktidara taşınmasıyla sonuçlanmıştır.

Yani 12 Eylül, sonuç olarak Tayyip Erdoğan tipindeki siyasetçilerin ülke yönetimine el koyması için yapılmış bir darbedir. Bu yüzden de AKP’liler Kenan Evren zalimini el üstünde tutmuşlardır.

DARBENİN MAHKUM ETTİĞİ BİR YAZAR

12 Eylül darbesi, gerçek vatanseverlerin üstünden bir silindir gibi geçti. Ülkücülerle devrimcileri ezip meydanı İhvancı gericilere bıraktı.

Yüzlerce cana kıyan, on binlerce insanı hapishanelerde korkunç işkencelerden geçiren bu Allahsız darbeciler, sadece ABD’li efendilerini memnun edecek işlere izin verdiler.

Bu süreç, Türkiye’nin kültürel cephesinin de yıkıldığı bir süreç oldu. Yazarlar, sanatçılar bu zulümden nasiplerini aldılar. Ben de 1979 yılında yazdığım ve Kızıldere olaylarını anlattığım “Sonsuz Yarım Gün” adlı kitabım yüzünden 18 buçuk ay hapis cezasına ve 4 ay sürgüne mahkum edildim.

İşimden atıldım; çok sıkıntı çektim ama benimkisi, hapishanelerde her gün işkencelerden geçirilen arkadaşlarımın çektiklerinin yanında devede kulak bile sayılmazdı.

DARBE HAVALARINDA…

Bugün Türkiye’ye bakınca biraz o havayı alıyorum.

Düşünün ki CHP İstanbul İl Başkanı’na sosyal medyada 3-4 yıl önce attığı mesajları yüzünden 10 yıla yakın hapis cezası verdiler. Eski CHP milletvekili Eren Erdem’e, FETÖ’ye yardımdan ağır hapis cezası bindirdiler. Ellerinde hiçbir somut belge olmadığı halde. Halbuki FETÖ’nün polis müdürü Ali Fuat Yılmazer ile telefonda görüşüp ondan akıl alan, ona akıl veren AKP gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’ya soruşturma bile açmadılar.

Bugün bazı mahkemelerde karşımıza çıkan hukuksuzluk darbe mahkemelerinde bile olmadı. Bana verilen o ceza, bugün olsa her halde bir on yılı aşardı…

12 Eylül bitmedi, sürdürülüyor. Hem de Kenan Evrengillerin bile bile iktidara taşıdığı Amerikancı AKP iktidarları tarafından…

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu otokrat yönetim, o darbenin doğal sonucu ve devamından başka şey değildir. 12 Eylül darbesini bitirmek için bu sistemi bitirmek artık tek şart olmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.