Yeni belediye yasaları ile büyükşehir belediyeleri tüm il çapında tarımsal ve kırsal sorunlarla ilgilenmeye başladılar. Peki, belediyeler nasıl bir tarım sistemini takip etmeli?

Tarım ve Orman Bakanlığı endüstriyel tarım sistemini destekliyor. Endüstriyel tarım dediğimizde sentetik tarım ilaçlarının, kimyasal gübrelerin kullanıldığı tarımı anlıyoruz. Bakanlık organik tarıma daha çok zenginlere ve dış satıma yönelik bir konu olarak bakıyor. Onların temel anlayışı organik tarımda verimin düşük olacağı gibi çok tartışılır bir varsayıma dayanıyor. Organik tarıma yönelik destekler ise teşvik edici bir düzeyde ve yapıda değil. Bakanlık “iyi tarım sistemini” de öneriyor. İngilizcesi “good agricultural practices” yani“iyi tarım uygulamaları” iken, kısaltılarak sadece “iyi tarım” deniliyor. Bu bir algı çarpıtmasına yol açıyor. Çünkü “iyi tarım” dediğimiz aslında ne kadar “iyi” çok tartışılır bir konu. İyi tarım aslında endüstriyel tarımın biraz denetimli bir şekli. Genel ve yanlış olan anlayış tarım ilaçları uygun dozda ve hasattan beli bir süre önce uygulandığında sağlık ve çevreye zarar vermeyeceği yönünde ve bu kökten yanlış. Diğer yandan iyi tarımda da organik tarım gibi denetleme şirketlerinden sertifika alınması zorunlu. Bu bir yandan da çiftçinin masraflarını arttırıyor. Bu denetlemelerin yeterince ciddi olmadığı konusunda çokça iddialar var. İyi tarım da bakanlıkça yine yetersiz bir şekilde destekleniyor. Organik ve iyi tarım uygulamalarının oranı çok düşük düzeyde ve çok da büyüyeceği yok. Zaten bakanlık bütün bu sistemlerin birlikte yaşaması gerektiğini düşünüyor.

Belediyelerin agroekolojik bir tarım sistemini kabul ederek yaygınlaşmasına çalışması yararlı olacaktır. Endüstriyel tarım ve aslında bunun bir başka bir sürümü olan “iyi tarım” çıkar yol değildir. Bu sistemler çiftçiyi borçtan kurtarmaz. Çiftçi; gelirinin çoğunu tarım kimyasallarına, şirket tohumlarına, mazota, yeme harcamak zorundadır. Agroekolojik tarım organik tarıma indirgenemez. Ancak onu da içerir. Organik tarım büyük ölçüde sistem içine alınmış bulunuyor.

Dünya köylüler, çiftçiler, balıkçılar ve çobanlarının örgütü olan Via Campesina agroekolojiyi takip etmektedir. Ülkemizde Via Campesina üyesi “çiftçi sendikaları” agroekolojiyi desteklemektedir. Agroekoloji Via Campesina’nın ısrarlı çalışmaları sonucu Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (kısaca FAO) tarafından kabul edilmiştir. Şimdi sorun agroekolojiyi tepeden inme bir şekilde şirketlerin lehine değil, çiftçi ve köylünün lehine uygulamaktır. Ülkemizde ziraat fakülteleri agrekoloji konusunda çok geri kalmıştır. Şimdilerde bazı bölümlerde yetersiz bazı dersler dışında ciddi bir kavrayış yoktur. Hâlbuki 1970’lerde Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde bu isimde bir kürsü bile bulunuyordu. Daha sonra endüstriyel tarım sisteminin baskısı ile agroekoloji konusu takip edilmemeye başlandı.

Agroekoloji hem bir bilim, hem bir uygulama hem de bir harekettir. Özellikle Güney Amerika’da çok yaygındır. Dünyada bu konuda çokça çalışma yapılmaktadır. Belediyeler bir plan dâhilinde agroekolojik tarım sistemini yaygınlaştırmalıdır. Yayım açısından uygulanan en etkili yöntem “çiftçiden çiftçiye” (İspanyolca Campesina a campesina) diye isimlendirilmektedir. Endüstriyel tarım veya iyi tarım çiftçileri içine girdikleri bataktan kurtaramaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.