Uzun yıllar ülkemizden uzak kalanlar, gelişlerinde şaşkınlıklar yaşıyor!

Bunu geçtiğimiz yıllarda Avustralya’dan gelen dostlardan duymuştum!

Ülkemizde “şaşkınlık” nedeni olan konuların başında “imar” olayı geliyor!

Dar caddeler boyunca uzayan beton yapılar, en küçük yağmurda yayaların yaşadıkları sıkıntılar, olası bir doğal yıkım sırasında yurttaşların canlarını koruyacakları yerlerin zapt edilmiş olması, altyapının yetersizliği, telekom/ doğalgaz çalışmalarının belediye ile eşgüdümünün sağlanamamış olması, yağmur anları/ sonrası yaşanan çelimsiz çalışmalar…

İçinde bulunduğumuz toplumun “farklılıklarını/ anında” anlayamamış olsak da, on yıl/ yirmi yıl öncesini düşündüğümüzde “nerelere” geldiğimizi görüyoruz kanımca…

Belediyelerin, kentlerde yaşanılır alanlardan çok “rant” oluşturan özelliklerinin olduğunu…

Bunun yanına “hırs” konulduğunu, kentin yaşanırlığının ortadan kaldırıldığını, dargelililer için ayrı/ çokgelirliler için ayrı yerleşim yerlerinin oluşmasının sağlandığını, toplumda “sınıfsal” ayrımın kolayca gözlenebildiğini…

***

Geçtiğimiz günlerde Adana Yapı Müteahhitleri Derneği’nin düzenlediği, yeni imar değişiklikleriyle ilgili bilgilendirme toplantısında konuşan Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar, ilginç açıklamalarda bulundu.

Belli ki bir alan üzerine kaç katlı bir yapının yapılmasından önce; toprak yapısının durumu, yapılacak yapının altyapı gereksinmesinin yerine getirilmesi, burada yaşamını sürecek olanların yaşamlarına katılacak kolaylıklar, yapının iklim değişikliğine zarar verip/ vermediği, fay hatları sorgusu yapılması gerekiyor.

Ne yapıldığını tek tümceyle özetliyor Başkan Karalar, “örneğin ikibin metrekare inşaat yapmak için ruhsat almış, ancak üçbinbeşyüz metrekare yapmış” diyor!

Yapıların sağlılığından, kente/ insana katacaklarından önce “rant”!

Ruhsatın dışına çıkılarak yapılan olan inşaatlar, yalnız müteahhitlerin bir başlarına karar verdikleri bir durum değil olmamalı…

Bunların işbirlikçileri, bunların birlikte “rantı” üleştikleri, birlikte kenti “yaşanılmazlaştıranlar” olmalı…

***

Kent oluşumunda, kente katkı sağlama yönünde “inşaat” sektörünü öne çıkarmak, üstelik ülke ekonomisinde gelişmeler için zorunluluğunu söylemek pek de “akılcı” gelmiyor bana…

Ülkemizin sorunu beton yapılar, bu yapılardan elde edilecek “rantlar” olmamalı; yurttaşların yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli koşulların yerine getirilebilmesi adına uğraş verilmeli…

Başkan Karalar’ın, toplantıda “inşaat durursa ekonomi-gelişme durur; müteahhit inşaat yapmıyor, daire satamıyor, ekonominin durumu ortada” tümcesi ile, “rant” peşinden koşanları birbirinden ayıramıyorum…

Birkaç gün önce, İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir soru üzerine ”konut fazlalığından” söz etti. Aynısı Adana için de, diğer kentler için de geçerli…

“Müteahhitin” daire satamaması, yurttaşın alım gücünün olmaması ile ilgilidir! Ülkenin büyük çoğunluğunun “açlık sınırı” altında yaşamını sürdürdüğünü, işsizlikle boğuştuğunu, işsiz kaldığını, umut saydıklarının edilgenliğini, harcamaların şatafata kaydığını düşündüğümüzde…

Yurttaşın karnını doyurmak için pazar sonlarını beklediğini bildiğimizde…

Almanya/ Berlin’de, bir yılda yapılan inşaat sayısının parmakla gösterildiğini belleğimizde taşıdığımızda…

Bir de “bir ülkede ekonominin en büyük göstergesinin müteahhitlerin iş yapıp yapmadığı” olgusunun, çok katlı/ satamadıkları daire/yapılarla ilgisi düşündüğümüzde…

Başka “şeyler” konuşuyor oluruz!

***

Sağlığa zararlı denerek “sigara içmeyin” deniyor ya…

On yıl, yirmi öncesini düşündüğümde o denli “sağlık için zararlı” olan çalışmaların olduğunu düşünüyorum ki…

Çevre, kent, anlayış, bölerek “kazanma” hırsı, toplumsal ayrışma, var/ yok kutuplaşması…

İnşaatlar için derelerin doldurulması, altyapı oluşturulmadan yapılara izin verilmesi, depremin fay hatlarının yoğun olduğu ülkemizde ilgi gösterilmemesi de “sağlığa zararlı” çalışmalar…

Yönetimler kadar, yerel yönetimlerin de üzerinde durması gereken sorunlar kanımca…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.