Gürsel Tekin’den CHP İstanbul için yeni dönem mesajı: “Artık birbirimizle uğraşma zamanı değil”
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, İstanbul örgütünün yeni dönem hedeflerini anlattı. Tekin, CHP’nin 39 ilçede sahaya ineceğini belirterek, “Siyaseti ilçe binalarından çıkarıp sokağın içine taşıyacağız” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin; İstanbul siyaseti, CHP’nin yeni dönem yol haritası ve Türkiye gündemine ilişkin YURT Gazetesi'ne değerlendirmelerde bulundu.
CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in İstanbul siyaseti, CHP’nin yeni yol haritası ve Türkiye gündemi üzerine özel röportaj şöyle:
CHP İstanbul’un önümüzdeki dönemdeki temel siyasi hedefleri ve öncelikleri nelerdir?
Önümüzdeki dönemde İstanbul örgütü olarak temel hedefimiz çok daha görünür, çok daha sahada ve çok daha fazla vatandaşımızla temas halinde bir Cumhuriyet Halk Partisi ortaya koymaktır.

Dün 39 ilçe başkanımızla bir araya geldik. Gördük ki hepimizin ortaklaştığı çok güçlü bir irade var: İstanbul’un her sokağında, her mahallesinde, her ilçesinde vatandaşımızın yanında olacağız. Siyaseti yalnızca parti binalarında değil; sokakta, pazarda, işyerinde, esnafın yanında, emeklinin, gencin, kadının ve toplumun bütün kesimlerinin arasında yapacağız.
Bizim için siyasetin merkezinde vatandaşın gerçek gündemi var. İnsanlarımızın geçim sıkıntısını, işsizliği, hayat pahalılığını, adalet ve demokrasi taleplerini dinleyeceğiz. Vatandaşın derdi neyse bizim gündemimiz de o olacak.
Cumhuriyet Halk Partisi sıradan bir siyasi parti değildir. Bu ülkenin kurucu partisidir. Türkiye’nin demokrasi, Cumhuriyet ve sosyal adalet mücadelesinde tarihsel bir sorumluluğu vardır. Bizim görevimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türk siyasetindeki bu tarihsel ağırlığını ve toplumsal karşılığını yeniden hak ettiği yere taşımaktır.
Bunu da örgütümüzün tamamıyla, 39 ilçe başkanımızla, ilçe örgütlerimizle, üyelerimizle ve gönüllülerimizle el ele vererek yapacağız. Genel Başkanımızın ortaya koyduğu “sokağın, halkın ve milletin yanında olma” anlayışını İstanbul’un 39 ilçesinde örgütümüzün her kademesine taşıyacağız.
Özetle; daha çok sahada olacağız, daha çok dinleyeceğiz, daha çok anlatacağız ve daha çok vatandaşımıza dokunacağız. İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden milletin gündeminin merkezine taşıyacak güçlü, birleşmiş ve çalışan bir örgüt olacağız.
İstanbul’da CHP’nin son yıllardaki yükselişini neye bağlıyorsunuz?
İstanbul’da yaşayan vatandaş artık siyasete yalnızca kimlikler üzerinden bakmıyor. Daha iyi bir yaşam, daha fazla demokrasi, daha fazla adalet, daha güvenli bir şehir, ulaşılabilir konut, nitelikli eğitim, kreş, ulaşım ve sosyal belediyecilik istiyor. Şehir büyüdükçe vatandaşın belediyeden beklentisi de değişiyor.
Bunun yanında İstanbul’da uzun yıllara yayılan bir siyasi ve yerel yönetim yorgunluğu da oluştu. 1994’ten itibaren İstanbul’da kesintisiz biçimde devam eden AK Parti ve öncesindeki Refah çizgisinin belediyecilik anlayışı, zaman içerisinde toplumun farklı kesimlerinde yeni arayışların ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle ekonomik ve sosyal yapısı değişen, eğitim ve gelir seviyesi yükselen, farklı yaşam biçimleriyle İstanbul’a yerleşen yeni toplumsal kesimler artık kendisini daha farklı bir siyaset anlayışında ifade etmeye başladı.
İstanbul aynı İstanbul değil. İstanbul’un nüfusu, sosyolojisi, beklentileri ve seçmeni değişti. Bugün insanlar yalnızca “hangi partidenim?” diye bakmıyor; “Benim hayatıma kim dokunuyor, benim sorunumu kim çözüyor, benim özgürlüğüme ve geleceğime kim sahip çıkıyor?” diye bakıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul’daki yükselişinde bir başka önemli unsur da yerel yönetimlerde ortaya koyduğu sosyal belediyecilik anlayışıdır. İnsanlar belediyeyi artık yalnızca asfalt yapan, yol yapan bir kurum olarak görmüyor. Çocuğuna kreş sağlayan, öğrencinin yanında olan, emekliye destek veren, dar gelirlinin sofrasına dokunan, kentin kaynaklarını toplumun tamamı için kullanan bir belediyecilik bekliyor.
Ayrıca, CHP vatandaşın gözünde bu ülkenin sigortasıdır. Fakat sigorta olmak sadece geçmişten gelen bir kimlik değildir; bugün vatandaşın yanında olmakla, onun derdini dinlemekle ve çözüm üretmekle anlam kazanır.
Önümüzdeki dönemde bizim yapmamız gereken de bu güveni büyütmektir.
Yeter ki biz vatandaşın hayatına dokunalım, onu dinleyelim, ayrıştırmadan siyaset yapalım ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapsayıcı, demokratik ve sosyal adaletçi anlayışını sokağın her noktasına taşıyalım.
CHP’nin İstanbul’daki en büyük avantajı ve aşması gereken en önemli sorun sizce nedir?

CHP’nin İstanbul’daki en büyük avantajı, çok güçlü ve köklü bir örgüt yapısına sahip olmasıdır. İstanbul’un her ilçesinde, her mahallesinde vatandaşla temas kurabilecek bir örgütümüz var. Ayrıca İstanbul seçmeninin değişime ve demokratik siyasete olan güçlü talebi de bizim en önemli avantajlarımızdan biridir.
Aşmamız gereken en önemli sorun ise bu büyük potansiyeli daha güçlü bir birlik ve ortak çalışma anlayışıyla sahaya yansıtabilmektir. Örgütümüzün enerjisini iç tartışmalara değil, vatandaşın gerçek gündemine yöneltmeliyiz. Bizim önceliğimiz birbirimizle yarışmak değil, milletimizin gönlünü kazanmaktır.
Kısacası; avantajımız güçlü örgütümüz, aşmamız gereken sorun ise bu gücü ortak hedef etrafında daha etkili biçimde sahaya taşımaktır.
Parti olarak mevcut seçmen tabanınızı korumanın yanı sıra hangi yeni seçmen gruplarına ulaşmayı hedefliyorsunuz?
Bizim hedefimiz yalnızca mevcut seçmenimizi korumak değil, siyasetin dışında kalmış, kendisini hiçbir partinin doğal adresinde görmeyen vatandaşlarımıza da ulaşmak. Özellikle bugün Türkiye’de daha önce görülmemiş ölçüde büyüyen kararsız seçmen kitlesini çok önemsiyoruz. Çünkü siyaset kurumuna duyulan güven azaldıkça kararsızların sayısı da artıyor.
Bu noktada Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun birleştirici siyaset anlayışı bizim için önemli bir tecrübedir. Farklı siyasi geleneklerden ve toplumsal kesimlerden insanları ortak bir demokratik zeminde buluşturmanın mümkün olduğunu gösterdik.
Biz gençlere, kadınlara, emeklilere, işçilere, esnafa, iş dünyasına, muhafazakâr ve milliyetçi seçmene, farklı yaşam tarzlarına sahip tüm yurttaşlarımıza ve özellikle kararsız seçmene ulaşacağız.
Siyasete güvenini kaybeden vatandaşımıza yeniden “Benim de sözüm var” dedirtmek en önemli hedeflerimizden biridir
Gençlerin siyasete olan ilgisini ve CHP’ye bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gençlerin siyasete ilgisiz olduğunu düşünmüyorum; gençler siyasetten uzaklaşmış gibi görünse de aslında kendi hayatlarını doğrudan etkileyen sorunlara çok güçlü bir tepki veriyorlar.
Bugün bir genç üniversiteyi kazanıyor ama eğitimini sürdürebilmekte zorlanıyor, mezun oluyor iş bulamıyor, iş arıyor ama güvencesiz ve geleceksiz bir hayatla karşılaşıyor. Dolayısıyla genç, önündeki engellerin önemli bir bölümünü siyaset kurumuyla ilişkilendiriyor ve siyasete olan güvenini kaybediyor.
Ama gençlerin kendi geleceğini değiştirecek en önemli güç yine kendileri. Siyasetten uzak durarak değil, siyasete katılarak, söz sahibi olarak ve karar mekanizmalarının içinde yer alarak bu sorunları değiştirebilirler.
Biz CHP olarak gençleri siyasetin izleyicisi değil, doğrudan öznesi olarak görüyoruz. Gençlerin sadece oyunu değil, fikrini, enerjisini ve geleceğe dair hayalini istiyoruz. Çünkü Türkiye’nin geleceğini konuşacaksak, o geleceğin sahibi olan gençleri siyasetin merkezine koymak zorundayız
İstanbul’da yaşanan ekonomik sıkıntılar, konut sorunu ve hayat pahalılığı konusunda CHP’nin çözüm önerileri nelerdir?
İstanbul’da ekonomik sıkıntıların ve konut sorununun temelinde yalnızca hayat pahalılığı yok; yıllardır yanlış kentleşme, plansızlık ve rant odaklı şehircilik anlayışı var. Ben yıllar önce İstanbul’un rant haritasını, ardından konut ve mülteci haritasını açıklayan tek siyasetçiyim Çünkü İstanbul’un en büyük sorunlarından birinin rant ve beton lobisinin kentin geleceğinin önüne geçmesi olduğunu hep söyledim.
İstanbul’un her mahallesini, her ilçesini bilen; muhtarlarımızla, yurttaşlarımızla birebir temas kuran bir siyasetçi olarak şunu çok net görüyorum: Vatandaş artık İstanbul’da insanca yaşayabileceği bir ev istiyor. Ulaşılabilir kira, güvenli konut ve yaşanabilir bir mahalle istiyor.
İnsanlarımız İstanbul’a yıllarca “taşı toprağı altın” diyerek geldi. Ama bugün geldiğimiz noktada birçok vatandaşımız İstanbul’da yaşamanın maliyetine yetişemiyor. Hatta “Keşke köyüme, kasabama dönebilsem” diyor. Fakat onun da artık ekonomik olarak imkânı yok. Bu çok ciddi bir toplumsal kırılmadır. Geçmişte İstanbul göç alan bir şehirdi; bugün İstanbul’dan çıkmak isteyen ama çıkamayan milyonlarca insanın yaşadığı bir şehir haline geliyor. Benzer göç ve ekonomik baskı tespitlerini daha önce de gündeme getirmiştim.
Bizim çözümümüz çok net: İstanbul’u rantın değil, insanın merkezinde olduğu bir şehir haline getirmek. Sosyal konut üretimini artırmak, dar gelirlinin ve gençlerin erişebileceği kiralık konut modelleri geliştirmek, kentsel dönüşümü vatandaşın yerinden edilmediği bir anlayışla yapmak ve İstanbul’un kamu arazilerini rant kapısı olmaktan çıkarmak zorundayız.
İstanbul’un geleceğini beton belirlememeli. İstanbul’un geleceğini burada yaşayan 16 milyon insanın ihtiyaçları belirlemeli. Bizim temel meselemiz de budur.
Parti içinde farklı görüşlerin bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum CHP’ye nasıl yansıyor?
CHP, 100 yılı aşan tarihi boyunca farklı görüşlerin, farklı toplumsal kesimlerin ve farklı siyasi anlayışların bir arada bulunduğu bir parti olmuştur. Bence CHP’nin en büyük zenginliklerinden biri de budur.
Ancak farklı görüşlerin olması, kendisi gibi düşünmeyeni yok saymak, ötekileştirmek veya “seni istemiyorum” demek anlamına gelmez. Farklı düşünceler parti içinde tartışılır, konuşulur, birbirimizi ikna etmeye çalışırız. Ama sonunda bizi bir arada tutan Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortak değerleridir.
Hiç kimse kendisini CHP’nin 100 yılı aşan tarihinin ve kurumsal kimliğinin önüne koymamalıdır. Biz gelip geçiciyiz; Cumhuriyet Halk Partisi kalıcıdır.
Bugün ihtiyacımız olan şey birbirimizle kavga etmek değil, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek ortak hedefte buluşmaktır. CHP’nin gücü de zaten buradan gelir: Ayrışmadan farklılıkları taşıyabilmek ve Türkiye’nin geleceği için birlikte yürüyebilmek.
Genel Merkez ile İstanbul İl Örgütü arasındaki koordinasyon ve uyum hakkında neler söylemek istersiniz?
Elbette burada klasik bir il yönetimi anlayışından söz etmiyoruz. Biz üç kişi, bir mahkeme kararına istinaden çağrı heyeti olarak görevlendirildik. Önümüzde, hakkında çok sayıda iddianın bulunduğu bir kongre sürecinin ardından yönetimin ve İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin delegelerin geçersiz sayıldığı, son derece ağır ve karmaşık bir tablo vardı. Kolay bir süreç değildi; gerçekten büyük bir enkaz devraldık.
Çağrı heyeti olarak göreve başladığımız günden itibaren de ağır iftiralar, hakaretler ve itibar suikastlarıyla karşı karşıya kaldık. Siyasetçisinden gazetecisine, iş insanından sosyal medya hesaplarına kadar farklı alanlarda örgütlü bir trol siyasetiyle mücadele etmek zorunda kaldık.
Bütün bunlara rağmen bugün geldiğimiz noktada CHP’yi yeniden toparlamaya, örgütümüzü yeniden bir araya getirmeye çalışıyoruz. Böyle olağanüstü bir süreçte elbette eksikler, aksaklıklar, yanlış anlaşılmalar hatta hatalar olabilir. Bunları da açık yüreklilikle değerlendirir, düzeltir ve yolumuza devam ederiz.
Bizim temel sorumluluğumuz kişisel tartışmalar değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal bütünlüğünü ve İstanbul örgütünün gücünü yeniden tesis etmektir. Genel Merkezimizle de İstanbul örgütümüzle de ortak hedefimiz budur. Bundan sonra enerjimizi birbirimize değil, partimizin yeniden milletle buluşmasına harcayacağız.
CHP’nin İstanbul’daki ilçe örgütlerinin saha çalışmalarınındı Yeni dönemde ne gibi değişiklikler planlanıyor?
Yeni dönemde temel anlayışımız çok net: Siyaseti ilçe binalarından çıkarıp sokağın içine taşıyacağız.
39 ilçemizin tamamında düzenli ve sürekli bir saha çalışması başlatacağız. Mahalle mahalle, sokak sokak dolaşacağız; muhtarlarımızla, esnafımızla, işçimizle, gençlerimizle, kadınlarımızla ve emeklilerimizle doğrudan temas kuracağız.
Ama sadece vatandaşın ayağına gitmekle yetinmeyeceğiz; vatandaşın derdini kayda alan, takip eden ve sonuçlandırmaya çalışan bir örgüt modeli oluşturacağız. Bir mahallede hangi sorun varsa, o sorun bizim çalışma gündemimiz olacak.
İstanbul’da artık “seçimden seçime sahaya çıkan” değil, seçim yokken de sahada olan bir CHP göreceksiniz.
Bizim hedefimiz çok basit: Vatandaş CHP’yi sadece seçim günü hatırlamasın; ihtiyaç duyduğu her gün yanında görsün.
Son olarak; CHP İstanbul seçmenine ve parti örgütüne önümüzdeki dönem için vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
İstanbul örgütümüze mesajım çok açık: Artık birbirimizle uğraşma zamanı değil, milletin derdiyle uğraşma zamanıdır.
Biz çok zor bir dönemden geçtik. Ağır tartışmaların, hukuki süreçlerin, iftiraların ve ayrışmaların içinden geldik. Ama Cumhuriyet Halk Partisi 100 yılı aşkın tarihiyle bütün bu dönemlerden daha büyüktür. Bizim görevimiz bu büyük mirası daha da güçlendirmektir.
39 ilçemizle, mahalle mahalle, sokak sokak yeniden vatandaşımızın yanında olacağız. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseye “sen bizden değilsin” demeden herkese ulaşacağız.
İstanbullu hemşehrilerime de şunu söylemek istiyorum: CHP’ye güvenenlerin güvenini boşa çıkarmayacağız; bugüne kadar bize mesafeli duranların da kapısını çalacağız. Siyasete küsen, umudunu kaybeden, “Benim sesimi kim duyacak?” diyen herkese ulaşacağız.
Çünkü bizim meselemiz sadece bir seçim kazanmak değil. İstanbul’da yeniden güveni, umudu ve siyasete inancı büyütmek.
Bizim kapımız herkese açık. Sözümüz herkese. Mücadelemiz İstanbul için, Türkiye için.