Abdullah Ağırkan

Abdullah Ağırkan

2026–2028: BU BİR SEÇİM DEĞİL EŞİKTİR

Türkiye’de siyaset artık yalnızca meydanlarda, Meclis’te ya da sandıkta yapılmıyor. Son yıllarda siyasetin en etkili araçlarından biri, yargı süreçleri haline gelmiş durumda. Ekrem İmamoğlu etrafında yürüyen tartışmalar da bu gerçeğin en güncel ve en sert örneği.


2008’den bu yana CHP’nin üyesi; beş dönem delege olmuş, il gençlik örgütlerinde görev almış, Genel Merkez komisyonlarında çalışmış ve İBB’de çeşitli alanlarda katkı sunmuş biri olarak söylüyorum…


Bu noktada meseleyi kişiselleştirmenin anlamı yok. Konu Ekrem İmamoğlu’nun siyasi kariyeri değil; seçilmişlerin kaderinin sandık dışında belirlenip belirlenemeyeceği meselesidir.


Hukuk tartışması değil, güç tartışması


İktidar cephesi süreci “bağımsız yargı” vurgusuyla savunuyor.

Ancak siyasetin doğası algılarla şekillenir.

Ve bugün toplumun önemli bir kesiminde oluşan algı nettir:


Sandıkta zorlanan iktidar, oyunu başka bir sahaya taşımaktadır.


Bu algı, davaların içeriğinden bağımsız olarak, seçim atmosferine giren bir ülkede doğrudan siyasal sonuç üretir. Çünkü seçmen, adaleti yalnızca mahkeme kararlarıyla değil, zamanlama ve hedefler üzerinden okur.


2026: Yönetilebilir belirsizlik mi?


Önümüzdeki iki yıl, net kararların değil, uzayan süreçlerin yılı olacak gibi görünüyor. Bu belirsizlik, muhalefeti sürekli savunma pozisyonunda tutarken, yerel yönetimlerin hareket alanını daraltıyor.
Bu durum iktidar açısından kısa vadede “kontrollü” görünebilir. Ancak uzun vadede başka bir risk barındırıyor:


Seçilmişlerin etkisizleştirildiği algısı, merkezî iktidara duyulan güveni de aşındırır.


2028: Sandık neyi oylayacak?


2028’e gelindiğinde seçmen yalnızca adaylara bakmayacak.

O gün sandıkta şu soru yanıtlanacak: “Bu ülkede iktidar değişimi mümkün mü?”


İmamoğlu’nun aday olup olmaması, bu sorunun yanında ikincil kalabilir. Çünkü seçmen, bir ismin değil, bir yöntemin devrede olup olmadığını oylayacak.


Bu noktada iktidar için asıl tehlike şudur:


Seçimler kaybedilebilir; ama meşruiyet tartışması büyürse, kazanılan seçimler de anlamını yitirir.


Baskı siyaseti nereye kadar?


Türk siyasi tarihi net bir şey gösteriyor: Baskı, kısa vadede düzen sağlar; orta vadede tepki biriktirir. Bu tepki çoğu zaman sokakta değil, sandıkta ortaya çıkar.


Sessiz seçmen bağırmaz.
Ama unutmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar