Muratcan Işıldak
Sosyalist Enternasyonal’de Yeni Denklem
CHP Sessiz Kalamaz
Türkiye siyasetinde yaşanan parti içi ayrışmanın uluslararası alana yansıması, önümüzdeki dönemde en az iç siyasetteki gelişmeler kadar dikkatle takip edilmesi gereken bir başlık hâline geliyor. Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’ye Sosyalist Enternasyonal’den verilen güçlü destek, meselenin yalnızca iki siyasi yapı arasındaki iç rekabet olmaktan çıktığını gösteriyor. Sosyalist Enternasyonal Başkanı ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Yeni Parti’nin kuruluşunun hemen ardından Özel’e gönderdiği mesajda yeni oluşumu açık biçimde desteklemesi ve Enternasyonal’in bu yapıyla yakın iş birliğini sürdüreceğini açıklaması, uluslararası sosyal demokrat hareket içerisinde yeni bir denklemin kurulmakta olduğuna işaret ediyor.
Burada CHP açısından üzerinde durulması gereken mesele, Yeni Parti’nin Sosyalist Enternasyonal ile ilişki kurması değildir. Demokratik bir siyasi partinin uluslararası siyasi kuruluşlarla temas kurması son derece doğaldır. Asıl mesele, Sosyalist Enternasyonal’in Türkiye’de uzun yıllardır üyesi olan CHP ile yeni kurulan ve aynı siyasal gelenekten ayrılan Yeni Parti arasındaki ilişkiyi bundan sonra nasıl tanımlayacağıdır.
Çünkü Sosyalist Enternasyonal’in yakın geçmişte Türkiye’ye yönelik tutumu oldukça açıktı. Daha 4 Haziran 2026’da Enternasyonal Genel Koordinatörü Chantal Kambiwa İstanbul’a gelmiş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan ile görüşmüş ve ziyaret sonrasında Özgür Özel liderliğindeki CHP yönetimine açık dayanışma mesajı vermişti. Açıklamada Ekrem İmamoğlu ve belediye başkanlarıyla dayanışmanın yanı sıra CHP’de yaşanan hukuki ve siyasi süreçler hakkında da son derece net bir pozisyon alınmıştı.
Bu ziyaretin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği üzerinden gerçekleştirilmiş olması da bugün yeniden değerlendirilmesi gereken bir ayrıntıdır. Sosyalist Enternasyonal'in Türkiye ile ilişkisini yalnızca bir siyasi partinin belirli dönem yöneticileri veya belirli belediyeler üzerinden kurması doğru değildir. CHP, kişilerden ve dönemsel yönetimlerden daha eski bir siyasal kurumdur. Sosyalist Enternasyonal ile CHP arasındaki ilişki de bugünün siyasi aktörlerinden çok daha eskiye dayanan kurumsal bir ilişkidir.
Nitekim Sosyalist Enternasyonal 5 Eylül 2025 tarihli açıklamasında CHP'yi açık biçimde kendi “üye partilerinden biri” olarak tanımlamıştı. Daha önemlisi, İstanbul Mayıs 2025 Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı bizzat CHP'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilmişti. Dolayısıyla bugün yaşanan mesele yalnızca Yeni Parti'nin uluslararası kabul görme arayışı değil, CHP'nin onlarca yıllık uluslararası sosyal demokrat kurumsal birikiminin nasıl korunacağı meselesidir.
Yeni Parti’ye Açılan Kapı
Pedro Sánchez'in 24 Temmuz'daki mesajı bu nedenle sıradan bir tebrik mektubu olarak okunmamalıdır. Sánchez, Yeni Parti'nin kurulmasını “umut verici” bir gelişme olarak değerlendirmekle kalmamış, Sosyalist Enternasyonal'in yeni oluşumla yakın iş birliğine devam edeceğini de açıkça ifade etmiştir.
Bu ifade diplomatik açıdan önemlidir. Çünkü Sosyalist Enternasyonal’in önündeki ilk toplantılardan birinde Yeni Parti'nin kurumsal statüsünün gündeme gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Burada bir ayrımı özellikle yapmak gerekiyor: Kamuya açık mevcut kaynaklar, Yeni Parti'nin Sosyalist Enternasyonal'e hangi üyelik statüsüyle ve hangi takvimle kabul edileceğini henüz kesin olarak ortaya koymuyor. Bu nedenle “CHP çıkarılacak” veya “Yeni Parti kesin olarak CHP'nin yerine geçecek” demek bugünden doğrulanmış bir bilgi değildir.
Fakat siyasi istikamet konusunda yeterince güçlü işaretler bulunmaktadır.
Yeni Parti'nin Sosyalist Enternasyonal tarafından hızla sahiplenilmesi ve Sánchez'in yakın iş birliği mesajı, yapılacak ilk kapsamlı toplantıda Türkiye meselesinin yalnızca rutin bir gündem maddesi olmayabileceğini düşündürüyor.
Burada CHP açısından risk başlamaktadır.
İlk Toplantıda CHP’ye Karşı Nasıl Bir Tutum Çıkabilir?
Muhtemel senaryolardan ilki, CHP ile Yeni Parti'nin aynı uluslararası yapı içerisinde bir süre birlikte tutulmasıdır. Sosyalist Enternasyonal farklı ülkelerden birden fazla sosyal demokrat veya sosyalist siyasi yapıyla ilişki kurabilen geniş bir örgüttür. Dolayısıyla teorik olarak iki yapının da farklı statülerle temsil edilmesi mümkündür.
İkinci ve daha siyasi senaryo ise Yeni Parti'nin, Özgür Özel dönemindeki CHP'nin “siyasi devamı” olarak değerlendirilmesi yönünde bir yaklaşım geliştirilmesidir. Sánchez'in mesajının dili bu ihtimalin ciddiye alınmasını gerektiriyor. Çünkü açıklamada yalnızca yeni bir siyasi partiye başarı dilenmemekte; Özel'in önceki siyasi mücadelesiyle Yeni Parti arasında açık bir süreklilik kurulmaktadır.
Üçüncü ihtimal, CHP'nin Sosyalist Enternasyonal içerisindeki konumunun sorgulanmaya başlanmasıdır. Bu doğrudan üyelikten çıkarılma anlamına gelmek zorunda değildir. Temsil düzeyinin düşürülmesi, bazı karar mekanizmalarında Yeni Parti'nin muhatap alınması veya CHP'nin mevcut yönetimine yönelik eleştirel kararların kabul edilmesi de fiilen benzer bir siyasi sonuç yaratabilir.
Özellikle ilk toplantıda CHP'nin iç süreçlerine ilişkin tek taraflı bir değerlendirme gündeme getirilebilir. CHP'nin bugünkü yönetiminin demokratik meşruiyeti, parti içi hukuki süreçler veya Yeni Parti'ye geçen eski CHP yöneticileri üzerinden siyasi bir tartışma yürütülmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
CHP'nin buna hazırlıksız yakalanması, uluslararası alanda başkalarının yazdığı bir Türkiye hikâyesinin savunmasını yapmak zorunda kalması anlamına gelir.
CHP Savunmaya Geçmemeli, Diplomasiyi Başlatmalı
CHP'nin yapması gereken Sosyalist Enternasyonal'i kamuoyu önünde hedef almak değildir. Tam tersine, parti uluslararası sosyal demokrat hareket içerisindeki tarihsel konumuna sahip çıkmalıdır.
Çünkü mesele Özgür Özel'e veya Yeni Parti'ye karşı uluslararası kampanya yürütmek değildir. CHP'nin anlatması gereken şey kendi kurumsal devamlılığıdır.
Sosyal demokrat gelenek açısından parti kurumlarının kişilerden daha kalıcı olduğu özellikle vurgulanmalıdır. Genel başkanlar değişebilir, milletvekilleri ayrılabilir, yeni siyasi partiler kurulabilir. Ancak bir siyasi partinin uluslararası üyeliği ve tarihsel kurumsal ilişkileri yalnızca belirli bir dönemin kadrolarıyla özdeşleştirilemez.
Bu nedenle CHP yönetimi ilk Sosyalist Enternasyonal toplantısını beklememelidir.
CHP Genel Başkanı Üye Partilere Mektup Yazmalı
CHP Genel Başkanı tarafından Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sánchez başta olmak üzere Enternasyonal'e üye siyasi partilerin genel başkanlarına kapsamlı bir “CHP ve Türkiye'de Sosyal Demokrasinin Geleceği” mektubu gönderilmesini öneriyorum.
Bu mektup savunmacı veya polemikçi bir üslupla yazılmamalıdır. Yeni Parti'nin Enternasyonal ile ilişki kurmasına karşı çıkılmamalı, Özgür Özel veya başka isimler hedef alınmamalıdır. Tam tersine CHP'nin demokratik çoğulculuğa saygı duyduğu açıkça ifade edilmelidir.
Ancak aynı açıklıkla şu mesaj verilmelidir: Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin tarihsel sosyal demokrat kurumudur ve Sosyalist Enternasyonal ile ilişkisi herhangi bir genel başkanlık dönemine indirgenemez.
Mektupta CHP'nin demokrasi, sosyal adalet, laiklik, hukukun üstünlüğü, kadın-erkek eşitliği, emek hakları, Avrupa demokratik değerleri ve barışçı dış politika konularındaki güncel pozisyonları anlatılmalıdır. Partinin yeni dönemde sosyal demokrat kimliğini nasıl geliştireceği de somut politikalar üzerinden ortaya konulmalıdır.
Daha da önemlisi, yalnızca bir mektup gönderip beklenmemelidir. CHP bünyesinde yeniden güçlü bir uluslararası sosyal demokrasi diplomasisi başlatılmalıdır. Almanya'dan İspanya'ya, Portekiz'den İsveç'e, Balkanlar'dan Latin Amerika'ya kadar Sosyalist Enternasyonal üyesi partilerle doğrudan temas kurulmalıdır. Genel başkan düzeyinde telefon diplomasisi, heyet ziyaretleri ve ikili görüşmeler gerçekleştirilmelidir.
İstanbul'daki Ziyaret Bir Ders Olmalı
Sosyalist Enternasyonal Genel Koordinatörünün haziran ayında İstanbul'a gelerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan'la görüşmesi, uluslararası siyasette boşluk bırakıldığında o boşluğun mutlaka başka aktörler tarafından doldurulduğunu gösteriyor.
CHP bundan sonraki süreçte uluslararası ilişkilerini yalnızca kriz çıktığında hatırlayan bir parti olmamalıdır.
Sosyalist Enternasyonal, Avrupa sosyal demokrat partileri, sendikal hareketler, düşünce kuruluşları ve uluslararası demokratik kuruluşlarla sürekli çalışan yeni bir siyasi diplomasi mekanizmasına ihtiyaç vardır.
Çünkü uluslararası siyasette haklı olmak yetmez.
Kendinizi anlatmadığınız yerde sizi başkaları anlatır.
Bugün Yeni Parti uluslararası alanda kendi siyasi hikâyesini hızla kuruyor. CHP ise kendi tarihini, kurumsal devamlılığını ve sosyal demokrat iddiasını aynı kararlılıkla anlatmak zorundadır.
İlk Sosyalist Enternasyonal toplantısı geldiğinde CHP masaya kendisini savunmak için değil, Türkiye sosyal demokrasisinin kurucu ve tarihsel aktörü olarak kendi sözünü söylemek için oturmalıdır.
Bunun ilk adımı da bugünden atılmalıdır:
CHP Genel Başkanı, Sosyalist Enternasyonal Başkanı Pedro Sánchez'e ve bütün üye partilerin liderlerine kapsamlı bir mektup göndermeli; ardından yüz yüze diplomasi sürecini başlatmalıdır.
Çünkü CHP açısından Sosyalist Enternasyonal'deki mesele yalnızca bir üyelik meselesi değildir.
Mesele, yarım asra yaklaşan uluslararası sosyal demokrat birikimine, kurumsal hafızasına ve Türkiye sosyal demokrasisini dünyada temsil etme iddiasına sahip çıkma meselesidir.