Battal Özkapıcı

Battal Özkapıcı

Fedakârlık Boşa Gitmesin, Yarın Yeniden Enflasyon mu?

T.C. Merkez Bankası’nın 2026 sonu enflasyon öngörüsünü yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltmesi,
enflasyonla mücadeleden vazgeçildiği anlamına gelmiyor. Ancak önemli bir gerçeği ortaya koyuyor:

Mevcut para politikası, enflasyonu hedeflenen hızda düşürmekte tek başına zorlanıyor.


Yüksek faiz ve sıkı kredi politikası talebi baskılayabilir. Ancak tarımsal üretim maliyetlerini, enerji
fiyatlarını, vergi sistemindeki adaletsizlikleri, kayıt dışılığı ya da ekonominin üretim kapasitesini tek
başına değiştiremez.


Dolayısıyla bundan sonraki aşamada yalnızca faiz oranlarını değil, ekonominin tamamını ilgilendiren
daha geniş bir politika setini konuşmak zorundayız.


Burada meselenin ekonomik olduğu kadar toplumsal bir boyutu da var.


Başta emekliler ve sabit gelirli çalışanlar olmak üzere, gelirleri fiyat artışlarının gerisinde kalan
milyonlarca insan, bugüne kadarki enflasyonla mücadelenin en ağır bedelini ödedi.
Tüketimlerini kıstılar, birikimlerini harcadılar, borçlandılar. Daha önce kolayca aldıkları birçok şeyi
artık alamaz hale geldiler.


Önümüzdeki dönemde olası bir erken seçim dinamiğiyle birlikte kamu harcamaları hızla artar, kredi
muslukları hesapsızca açılır ve ekonomi yeniden gevşerse, bugüne kadar yürütülen dezenflasyon
süreci ciddi bir darbe alabilir.


Üretim kapasitesi artmadan, yalnızca para ve kredi genişlemesiyle desteklenen bir talep artışı yeniden
fiyatlara yansıyabilir.


Bugün fedakârlık yapanlar gelir kaybeder, yarın uygulanan genişleyici politikalar ise bu kaybı
yeniden yükselen enflasyonla büyütür.


O zaman ortaya çok daha büyük bir adaletsizlik çıkar ve toplum haklı olarak sorar:


“Biz bu bedeli neden ödedik?”


Bu nedenle artık yalnızca “Faiz ne kadar olmalı?” sorusuna sıkışıp kalamayız.
Asıl mesele, enflasyonu kalıcı olarak düşürecek politikaları ortaya koymaktır. Merkez Bankası’nın
enflasyon tahminini artırması da bize bu konuda daha geniş bir politika setine ihtiyaç olduğunu
gösteriyor.


Kamuda gerçek ve kalıcı tasarruf sağlanmalı, vergi sistemi daha adil hale getirilmeli, kayıt dışılıkla
mücadele güçlendirilmeli ve kamu fiyatları enflasyon hedefiyle uyumlu yönetilmelidir.
Bunların yanında tarım, enerji, sanayi ve lojistikte üretim kapasitesini artıracak adımlar atılmalıdır.
Çünkü yüksek faizle talebi bir süreliğine bastırabilirsiniz. Ama enflasyonun altında yatan
sorunları çözmeden onu kalıcı olarak yenemezsiniz.


Türkiye kritik bir eşikte.


Yüzde 28 yalnızca yeni bir enflasyon tahmini değil; mevcut politikanın tek başına yeterli
olmadığını gösteren önemli bir uyarı.
Enflasyonla mücadelede fedakârlık da kazanım da daha adil paylaşılmalı.
Aksi halde bugün satın alma gücünden vazgeçerek dezenflasyona katkıda bulunan milyonlarca insan,
yarın olası bir seçim ekonomisi uğruna yükselen enflasyonun bedelini ikinci kez ödemek zorunda
kalabilir.


O zaman kaybedilen yalnızca satın alma gücü değil, toplumsal huzur ve ekonomi politikalarına
duyulan güven olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar