Abdullah Ağırkan
CHP Gerçekte Ne Yapmayı Hedefliyor?
Bu ülkede adalet, hiçbir zaman halktan yana işlemedi; her dönemde devlet aygıtı iktidarı elinde tutan sınıfların çıkarlarını korudu. Dün ezilenlerin adına konuşanlar, bugün aynı düzenin devamını sağladı. Ezilmişliğe tanıklık etmiş olmak, iktidarda adil olmak için yetmedi; adalet, siyasal ikiyüzlülüğün gölgesinde toplum nezdinde tamamen aşındı.
AKP döneminde devlet, sosyal niteliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Kamuculuk tasfiye edilmiş, özelleştirme politikalarıyla ülkenin üretim kapasitesi zayıflatılmıştır. Eğitimden sağlığa, barınmadan ulaşıma kadar temel haklar piyasanın insafına bırakılmıştır. Yurttaş, hak sahibi olmaktan çıkarılıp sadaka bağımlısı hâline getirilmiştir.
Hukuk devleti ilkesi ise bu rant düzeninin önündeki en büyük engel olarak görülmüş ve sistemli biçimde aşındırılmıştır. Yargı bağımsızlığı fiilen ortadan kaldırılmış, Meclis denetim gücünü yitirmiştir. Bu koşullarda “demokrasi” söylemi yalnızca bir meşruiyet örtüsü işlevi görmektedir.
Kamusal alanın dinselleştirilmesi, toplumsal eşitsizlikleri perdeleyen bir siyasal araç hâline getirilmiştir. Tarikat ve cemaat yapıları, sosyal devletin yerini alacak biçimde sistemin parçası yapılmıştır. Bu durum, hem Cumhuriyet’in kazanımlarına hem de toplumun geleceğine açık bir tehdittir.
Bugün Türkiye’nin sorunu tek tek yanlış politikalar değil; bu politikaları üreten iktidar zihniyetidir. AKP, ülkeyi yönetememekte; onu belirli çıkar grupları adına tüketmektedir. Bu düzen sürdürülemez. Çünkü yoksulluk derinleştikçe, adaletsizlik arttıkça, iktidarın meşruiyeti de aşınmaktadır.
Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir makyaj değil; kamucu, laik ve halkçı bir yeniden inşa sürecidir. Bu da ancak bu rant rejiminin sona erdirilmesiyle mümkündür.
CHP gerçekte ne yapmayı hedefliyor? Partinin önünde yalnızca söylem üretmek değil, bunu hayata geçirecek güçlü ve donanımlı bir kadro yapısı oluşturmak gibi temel bir sorumluluk bulunuyor. Bu noktada, CHP’de sağlam bir kadro birikiminin olup olmadığı sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor.
Parti yönetiminin yalnızca PM ve MYK ile sınırlı kalmaması, daha geniş bir yelpazede çalışan, farklı alanlarda uzmanlaşmış ekiplerin devreye sokulması gerekiyor. Siyasal rekabetin bu denli sertleştiği bir dönemde, kurumsal akıl ve kolektif çalışma kaçınılmaz hale gelmiştir.
Bu çerçevede, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin (CAO) daha aktif, görünür ve işlevsel bir rol üstlenmesi büyük önem taşımaktadır. Aksi halde, hedefler ile sahadaki karşılık arasındaki mesafe kapanmayacaktır.