Abdullah Ağırkan
MİLLETE EMANET OLMAK
Yavuz Oğhan’ın imzasıyla çıkan millete emanet eseri iki gün önce elime ulaştı. Kendisiyle Telefonda kısa bir konuşmamız oldu ve tebrik ettim. Sağ olsun kitabı imzalayıp göndermiş kargoyla. CHP Genel Merkez İletişim Koordinatörlük görevi ve kitap süreci şüphesiz yoğun bir tempo demek…
Ancak başarılı olacaktır bu meşakkatli süreçte şüphesiz…

Kitaba gelince…
Ekrem Başkanın yaşam serüveni ve politik evrilme sürecine dair bölümler tam Karadeniz havası veriyor insana. Kısa sürede kitabı bitirim kapsamlı yazı planım var…
Aslında bir milletin varlığını anlamlı kılan şey yalnızca ortak bir toprak parçası ya da sınır çizgisi değildir. Onu var eden, geçmişten geleceğe taşıyan en büyük güç, ortak irade ve bu iradenin korunmasıdır. Bu irade, en yalın hâliyle “millete emanet” ifadesinde somutlaşır. Çünkü devlet, iktidar ya da kurumlar geçici olabilir; fakat asıl baki olan, milletin kendisidir.
Milletlerin tarihinde “emanet” kavramı, yalnızca dünyevî bir sorumluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir yükümlülük olarak görülmüştür. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar her dönemde devletin temelinde milletin rızası ve desteği yatmıştır.

Kurtuluş Savaşı bu anlayışın en canlı örneklerinden biridir. Anadolu’nun dört bir yanında yokluk içinde direnen halk, bağımsızlığını kimseye bırakmayacağını göstermiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” sözü, yalnızca bir anayasal ilke değil, aynı zamanda tarihsel bir hakikatin tescilidir.
Millet ve Emanet
“Millete emanet” denildiğinde kastedilen yalnızca siyasal egemenlik değildir. Bu emanet, çok yönlüdür:
Vatan toprakları millete emanettir.
Adalet ve hukuk düzeni millete emanettir.
Kültürel miras millete emanettir.
Gelecek nesillerin refahı millete emanettir.
Bu yönüyle her vatandaş, bir emanetçidir. Yönetenler ise emaneti geçici bir süre için taşıyan vekillerdir. Makamlar değişir, isimler değişir, fakat milletin emaneti baki kalır.
Emanetin Ahlaki Boyutu
Emanet kavramı, yalnızca siyasetin değil, ahlakın da merkezinde yer alır. Kur’an’da geçen “emaneti ehline veriniz” hükmü, bu anlayışı asırlardır diri tutmuştur. Bu sebeple yöneticilerin görevi bir güç göstergesi değil; aksine bir sorumluluk ve emaneti koruma yükümlülüğüdür.
Millete verilen zarar, aslında emanete verilen zarardır. Bir devlet adamının en büyük sınavı, emaneti koruyup korumadığıyla ölçülür.
Günümüze Yansıması
Bugün “millete emanet” sözü, bir slogandan öte, bir uyarı ve hatırlatmadır. Demokrasi, milletin iradesinin kurumsallaşmış hâlidir. Eğer bu irade yok sayılır, emanete hıyanet edilirse; devletin bütün yapısı yara alır.
Tam tersine, emanete sahip çıkıldığında, yani milletin iradesi, hakkı ve onuru gözetildiğinde; hem devlet hem de toplum güçlü ve kalıcı olur.
Millete emanet edilen değerler, geçici çıkarların, kişisel ihtirasların ötesindedir. Vatan, hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik; bütün bunlar nesiller boyu korunması gereken kutsal emanetlerdir.
Unutulmamalıdır ki, emaneti korumak yalnızca yönetenlerin değil, her vatandaşın görevidir. Çünkü devletin gerçek sahibi, nihayetinde millettir.
Ve bu yüzden:
“Millete Emanet” demek, geleceği güvenle yarınlara taşımak demektir.
Bu nokta da kadro birikimi ve ideolojik birlik zaruridir. Zira ihanetin, iftiracıların temeli ideal eksikleri olmuştur.
Her dönüşüm süreci bir ideolojik referans alır ve AKP aslında ekip olarak başlangıcı öyledir-başarıda gene bu ekip-ideoloji-yoldaşlık eseridir.
Güneşe Ait Çocuk
Güneşin arkasında görünen çocuk,
eliyle güneşi gösterir durur.
camlar arkasında düşünen çocuk,
hırsından camlara yumruk savurur.
Camlar arkasında bekleyen çocuk,
üç mevsim güneşin seyrine dalar;
ve kışın güneşi özleyen çocuk,
diliyle buğulu camları yalar.
Güneşe kavuşabilmek için çocuk,
gündüzün boş yere çırpınır durur.
Nihayet, nihayet geceleyin çocuk,
koynunda güneşle beraber uyur.
Cahit Sıtkı Tarancı