Abdullah Ağırkan

Abdullah Ağırkan

MÜESSES NİZAM VE PİJAMALI ADAM

Türkiye yine bir yol ayrımında. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bir kez daha milletin ayaklarına dolanacak ya da millet kendi gücüyle o zincirleri kırıp yürüyüşüne devam edecek. Bu tespitin sahibi CHP Genel Başkanı Özgür Özel. Aslında bu sözler, CHP’nin tarihsel mirasına ve yüklendiği toplumsal sorumluluğa yeniden işaret etmesi bakımından oldukça önemli.

Ama bir başka mesele var ki, göz ardı edilemez: Solun bu tabloda yeri ne olacak?Partinin kadro birikimi, sol değerlerin ağırlığı, MYK ve PM’de solun ne kadar hissedildiği… Bunlar hâlâ cevabı tam anlamıyla verilmemiş sorular. Sanki “bir görelim bakalım” tavrının biraz ötesine geçemiyoruz.

Özel’in son çıkışı, bu soruların üzerine bir de topluma yönelik güçlü bir çağrı ekledi.Pijamasıyla evinde oturup kumandayı elinde tutan yurttaşlara seslenirken aslında hepimize dönüp “Artık karar verme zamanı” diyordu.

“Meydanlara çıkacaksın, dayanışacaksın, direneceksin; bu kara düzene itiraz edeceksin” çağrısı bir siyasi söylemden çok, toplumsal bir seferberlik ilanı niteliğindeydi. Türkiye’de siyaset uzun zamandır bu kadar doğrudan, bu kadar net bir çağrı üretmemişti.

Bu çağrının altını doldurmak ise ayrı bir mesele. Çünkü toplumsal seferberliğin ideolojik bir çerçeveye, sağlam bir zemine ihtiyacı var. Özel’in performansı kuşkusuz takdir edilmeli; ama geçmişte bu parti için emek vermiş insanları da kapsayacak bir formül üretmek şart.

CHP’de siyaset yapmak, çoğu zaman sandığımızdan çok daha büyük bedeller ödemek demek. Yirmi yıldır bunun tanığıyım. İstanbul’un ilçelerinde özellikle Sultanbeyli ve Eyüp’te siyasete omuz veren onlarca insanın, ailemin, akrabalarımın ticari-işletmeler hayatlarında ödediği bedelleri birebir gördüm. Bu partinin hafızası yalnızca isimlerde değil, bu bedellerde saklıdır.

CHP üyesi, beş dönem delegesi; gençlik örgütünden İBB çalışmalarına, yerel ve genel seçim kampanyalarına kadar pek çok görevde bulunmuş biri olarak yıllarca insanların mücadelesine, umutlarına, hayal kırıklıklarına tanıklık ettim. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada, kimsenin kişisel ikbal hesaplarının bir anlamı kalmamıştır.

Asıl ihtiyaç, ortaklaşmak; bedel ödemiş tüm kadroları kucaklayan geniş bir uzlaşmayı inşa etmektir.

Kısacası:Bu kez kimse dışarıda bırakılmamalı. Çünkü CHP’nin geleceği, ancak hep birlikte kurulduğunda gerçekten bir geleceğe dönüşebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar