Muratcan Işıldak
SIRBİSTAN’DA GENÇLİK SANDIĞI DEĞİŞTİRDİ
Novi Sad’dan Belgrad’a Bir Siyasal Dönüşümün Anatomisi
Balkanlar, tarih boyunca siyasi iktidarların, toplumsal hareketlerin ve demokratikleşme mücadelelerinin iç içe geçtiği bir coğrafya olmuştur. Sırbistan’da 25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen erken parlamento seçimleri, bu tarihsel gerçeğin güncel örneklerinden biridir. Yaklaşık iki yıl önce bir tren istasyonunda yaşanan facianın ardından başlayan öğrenci protestoları, zamanla ülkenin siyasi dengelerini etkileyen geniş bir toplumsal harekete dönüşmüştür.
25 Ekim seçimlerinin ardından açıklanan ilk sonuç projeksiyonlarına göre öğrenci hareketinin desteklediği liste oyların yaklaşık yüzde 52’sini alırken Aleksandar Vučić’in siyasi bloğu yüzde 39,3 düzeyinde kalmıştır. İlk tahminlerde öğrenci listesinin 250 sandalyeli parlamentoda 138, Vučić’in siyasi bloğunun ise 104 milletvekilliği elde edeceği öngörülmüştür. Hükümet çoğunluğu için 126 milletvekili gerektiği dikkate alındığında bu, öğrenci destekli listenin çoğunluğa ulaşabileceğine işaret etmektedir. Ancak rakamlar resmî kesin sonuç değil, seçim gecesi projeksiyonlarıdır.
Seçim gecesinin dikkat çekici gelişmelerinden biri, Vučić’in yenilgiyi kabul etmesiydi. Vučić, kendi değerlendirmelerinde öğrenci listesinin 135–140, kendi bloğunun yaklaşık 105 milletvekili kazanabileceğini ifade etti. Sırp İlerleme Partisi’nin 2012’den itibaren ülke yönetimindeki ağırlığı, Vučić’in 2014’te başbakan, 2017’de cumhurbaşkanı olması düşünüldüğünde, bu açıklama önemli bir siyasi dönüm noktasıydı. Sürecin başlangıç noktası, 1 Kasım 2024’te Novi Sad Tren İstasyonu’nda beton sundurmanın çökmesi ve 16 kişinin yaşamını yitirmesidir. Facia, yapı güvenliği sorununun ötesinde kamu yatırımlarının denetlenmesi, ihale süreçlerinin şeffaflığı ve siyasi sorumluluk tartışmalarına yol açtı. Protestocular yolsuzluk ve denetimsizlik iddialarını gündeme getirirken hükümet kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
İlk protestolarda öğrenciler ve yurttaşlar, hayatını kaybedenleri anmak için sessiz eylemler ve yol kapatmaları gerçekleştirdi. Olayla ilgili belgelerin açıklanması, sorumluların belirlenmesi ve etkili hukuki süreç yürütülmesi talepleri, zamanla devlet kurumlarına duyulan güvenin sorgulandığı ülke çapında bir harekete dönüştü.
Aralık 2024’te Belgrad, Novi Sad, Niş ve Kragujevac gibi üniversite merkezlerinde boykotlar ve fakülte toplantıları başladı. Öğrenciler, merkezi bir lider yerine kolektif karar alma mekanizmalarını öne çıkardı. Bu yatay örgütlenme biçimi, hareketin geleneksel parti yapılarından farklılaşmasını sağladı.
22 Aralık 2024’te Belgrad’da düzenlenen gösteriye bağımsız kalabalık ölçüm kuruluşu Arhiv javnih skupova’nun tahminine göre yaklaşık 100 bin kişi katıldı. Öğretmenler, akademisyenler, çiftçiler ve farklı kuşaklardan yurttaşların desteği, hareketin üniversitelerin dışına taşındığını gösterdi.
Ocak 2025’te protestolara çiftçilerin traktörlerle destek vermesi, hareketin toplumsal tabanının genişlediğine işaret etti. Protestolar sırasında yaşanan saldırılar ve siyasi gerilimin ardından Başbakan Miloš Vučević 28 Ocak 2025’te istifa etti. Ancak öğrenciler, başlangıçtaki hesap verebilirlik taleplerinin karşılanmadığını savunarak gösterileri sürdürdü.
15 Mart 2025’te Belgrad’da gerçekleştirilen büyük gösteriye AJS tahminine göre 275 bin ila 325 bin kişi katıldı. Aralık ayında yaklaşık 100 bin kişi olarak tahmin edilen katılımın üç ay içinde bu düzeye yükselmesi, hareketin mobilizasyon kapasitesinin büyüdüğünü ortaya koydu. Yine de protesto katılımı ile seçimlerdeki oy desteği aynı şey değildir.
Kırmızı el izi, protestoların simgelerinden biri oldu. Öğrenciler büyük kentlerin dışında küçük yerleşimlere yürüyüş ve bisiklet yolculukları düzenleyerek ulaştı. Köylerde konaklama ve yiyecek desteği almaları, yerel dayanışmanın önemini gösterdi. 1 Kasım 2025’te facianın birinci yıl dönümünde Novi Sad’da düzenlenen anma gösterisine AJS’nin değerlendirmesine göre yaklaşık 110 bin kişi katıldı.
Mayıs 2025’te öğrencilerin erken seçim çağrısı yapması, hareketin protestodan parlamenter temsil tartışmasına geçişinde belirleyici bir aşamaydı. 2026’ya gelindiğinde öğrenci destekli listede yalnızca öğrenciler değil, akademisyenler, doktorlar, öğretmenler, çiftçiler ve sanatçılar da yer aldı. Listenin başında kardiyolog Ilija Srđanović bulunuyordu; bu, kendisinin otomatik olarak başbakan adayı olduğu anlamına gelmiyordu.
Seçim kampanyasında kapı kapı ziyaretler, yerel toplantılar ve doğrudan yurttaş temasları öne çıktı. 20 Ekim 2026’da açıklanan NSPM araştırmasında öğrenci destekli liste yüzde 44,5, Vučić’in partisi yüzde 42,7 seviyesinde ölçülmüştü. Seçim gecesi ilk projeksiyonlarında ise yaklaşık yüzde 52’ye karşı yüzde 39,3’lük tablo ortaya çıktı. Araştırmalarla projeksiyonlar arasındaki farkın nedenleri, yöntemler ve kesin sonuçlar incelenmeden açıklanamaz.
Seçimlerde yaklaşık 6,5 milyon seçmen, 250 milletvekilini belirlemek üzere sandığa çağrıldı; 18 liste yarıştı. CeSID ve Ipsos’un saat 19.00 itibarıyla açıkladığı tahmine göre katılım yüzde 67,6’ya ulaşmıştı. Yüksek katılım, seçimin geniş bir toplumsal ilgiyle takip edildiğini gösterse de tek başına hangi siyasi oluşuma avantaj sağladığını kanıtlamaz. Seçim güvenliği konusunda da tartışmalar yaşandı. Bağımsız izleme kuruluşu CRTA, gözlem yaptığı sandıkların bir bölümünde baskı iddiaları bildirdi; CeSID ise saat 17.00’ye kadar yaklaşık 260 olası usulsüzlük bildirimi aldığını açıkladı. Oy pusulası fotoğraflama ve kimlik kontrolü sorunları gibi iddialar raporlandı. Bu bulgular gözlem kuruluşlarının kayıtlarıdır; her birinin hukuken kesinleştiği anlamına gelmez. Medya çoğulculuğu ve kamu kaynaklarının kullanımı, Sırbistan siyasetindeki uzun süreli tartışmalar arasındadır. Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün Ekim 2026 değerlendirmesinde, ülkenin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi sıralamasında on yılda 59’unculuktan 104’üncülüğe gerilediği belirtildi. Bu tür sıralamalar birden fazla göstergeden oluşur ve değişim tek bir nedene bağlanamaz.
Vučić’in destekçileri altyapı yatırımlarını, büyümeyi ve uluslararası yatırım ilişkilerini hükümetin önemli başarıları arasında sayarken muhalifler yargı bağımsızlığı, denetim ve siyasi çoğulculuk konularındaki sorunları öne çıkardı. Öğrenci hareketi, bu tartışmaları Novi Sad faciasının yarattığı hesap verebilirlik talebiyle birleştirdi.
Sırbistan’ın geçmişinde 1990’lı yıllardaki Milošević karşıtı öğrenci protestoları ve Otpor hareketi önemli örneklerdir. Bununla birlikte 2024–2026 hareketi farklı iletişim teknolojileri, siyasi koşullar ve toplumsal beklentiler içinde gelişti. Bugünkü hareketin özgünlüğü, dijital örgütlenmeyi yüz yüze dayanışma ve yerel temasla birleştirmesindedir.
Öğrenci hareketinin seçimlerde elde ettiği desteğin kalıcı siyasi dönüşüme dönüşüp dönüşmeyeceği, bundan sonraki kurumsal süreçlere bağlıdır. Protestoda ortak talepler etrafında birleşmek ile ekonomi, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve dış politika alanlarında hükümet sorumluluğu üstlenmek farklı beceriler gerektirir. Farklı görüşlerden gelen adayların ortak bir program üzerinde nasıl uzlaşacağı belirleyici olacaktır.
Avrupa Birliği üyelik süreci, Kosova meselesi ve Rusya ile Çin’le ilişkiler Sırbistan dış politikasının temel başlıklarıdır. Öğrenci listesinin geniş toplumsal bileşimi, bu alanlarda tek ve ayrıntılı bir dış politika programı bulunduğu anlamına gelmez. Türkiye açısından da Belgrad’daki siyasi değişimin ticaret, yatırım, ulaşım ve Balkanlar’daki diplomatik ilişkiler üzerindeki etkisi yeni yönetimin somut kararlarıyla anlaşılacaktır. Sırbistan deneyimi, gençlerin yalnızca mevcut partilerin destekçileri değil, yeni katılım ve temsil biçimlerinin kurucuları olabileceğini gösteriyor. Ancak ülkeler arası siyasi sistem ve tarihsel koşul farkları nedeniyle bu deneyimin başka yerlerde aynı sonuçları doğuracağı varsayılmamalıdır.
Bu çerçevede Novi Sad’da 16 kişinin ölümüyle başlayan hesap verebilirlik talebi, Aralık 2024’te yaklaşık 100 bin kişilik gösterilere, Ocak 2025’te başbakanın istifasına, Mart 2025’te yüz binlerce kişinin katıldığı Belgrad protestosuna, Mayıs 2025’te erken seçim çağrısına ve Ekim 2026’daki parlamento seçimine uzandı. İlk projeksiyonlar öğrenci destekli listenin çoğunluğa ulaşabileceğini gösterirken kesin sonuçların açıklanması ve hükümetin kurulması süreci beklenmektedir. Asıl mesele, sokakta savunulan şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin kalıcı demokratik kurumlara dönüşüp dönüşmeyeceğidir.