
Zeytinyağı ve basma fistan
“Zeytin yağlı yiyemem aman,
Basma da fistan giyemem aman.
Senin gibi cahile, ben efendim diyemem aman.
Kaldım Domaniç dağlarında, sevgili yarim nerelerde.”
Bu türküyü hepiniz bilirsiniz... Ama neden yazıldığını bilen kaç kişi var, bu kara propaganda türküsünün?
Sözleri İhsan Kaplayan’a, bestesi Muzaffer Sarısözen’e ait... Bu türkünün, ilginç de bir öyküsü var... Prof. Dr. Kenan Demirkol araştırmış türkünün öyküsünü… Çapa Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrah olan Prof. Demirkol, uzmanlık alanı olan hastalıkların Gıda ve Beslenme ile olan bağlantılarını net ve anlaşılabilir bir dil ile toplumla paylaşabilen bir bilim adamı…
Hoca araştırmış, bu türkünün kaynağı Marshall Yardımı… 1950’li yıllarda ABD’de mısır üretimi tavan yapar… ABD birikmiş mısır dağlarını eritmek için mısırözü yağı ihracatını keşfeder. Marshall Yardımı koşullarından biri olarak 16 ülkeye, aralarında Türkiye de var tabii, mısırözü yağı alınmasını dayatır.
Prof. Demirkol, bu bilgileri, ARAYIŞ Dergisi’nde birlikte çalıştığımız, 1994 yılında yitirdiğimiz, 12 Eylül’de işkence görenlerden Veteriner Hekim Osman Nuri Koçtürk’ün “Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi” kitabından edinmiş.
Bu tarihten sonra Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek ağaç katliamı yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından alınır, karşılığında Türkiye’ye mısırözü yağı verilir.
Türk insanını zeytinyağından soğutmak için her türlü yol denenir… Zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar bile uydurulur.
Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman...” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.
Mutlaka anımsayanlar vardır. Türkiye o tarihte mensucat fabrikalarında -Sümerbank- pazen ve basma gibi sağlıklı kumaşlar üretilmekteyken, piyasaya naylon kumaşlar getirtilir…
Hedef Küçük Amerika olmaktır…
1950’lerde başlayan ABD hayranlığı hâlâ sürüyor… O günlerde sağlıksız beslenmemize yol açanlar, bugün de ülkeyi herkesle düşman hale getirdiler…
Sorunsuz dış politika deyip, sorun yaratıp duruyoruz…