Giuseppe Conte’nin AB karşıtı İtalya’sı, İngiltere ve Japonya, Trump’ın üç ana muhalifi Almanya, Fransa ve Kanada’nın iddia ettiği kadar güçlü müttefikler mi?
Fransız-Alman ilişkileri, Brexit, İtalya’nın popülist değişiminin yarattığı böylesine kırılgan zeminde, güçlü bir Avrupa mümkün mü?
2014’te Rusya G8’den çıkarıldı. Bugün, Amerika’ya karşı olan bir G6 söz konusu. Avrupa, gerçeklik duygusundan uzaklaşıyor mu? Fransa açısından, D.Trump tarafından başlatılan ticaret tartışmasının ne anlamı olabilir?
Hatırlayalım, 1970’lerin sonlarından beri, Fransız liderler, dünya çapında dalgalı döviz kurları sürdürülürken, Almanya’nın öncülüğünde, sabit döviz kuru politikası benimsemeyi tercih etmişlerdi. 1990’lara gelindiğinde sistem daha da sertleştirilerek, tek para birimine, Euro ya geçildi.
O dönemdeki, parasal esnekliğin amacı, Almanya’nın AB’nin gücü ile karşıladığı şoku, öteki üye ülkelerin de karşılamasını sağlamaktı. Fransa, İngiltere’den farklı olarak, rekabetçi devalüasyon aracını kaybederek, Almanya’nın ticaret fazlası edindiği dönemde, kendi gibi partnerler ile ticari açık biriktirdi.
O halde ABD, İngiltere ve Fransa, Almanya ile olan ticaretlerini yeniden dengelemek gibi ortak bir noktada buluşabilir mi?
Fransa, İngiltere ve ABD’nin, politik özgürlük tarihini paylaştıkları gerçeğini göz önünde bulundurursak, onları bir araya getiren bir başka şey, bireylerinin, ulusların özgürlüğüne olan bağlılıklarıdır. Bu üç devlet, Nazizm’in çöküşünden bu yana, Almanya’nın 1945’e kadar, Rusya’nın ise 1990’a kadar, katılmadığı özgün değerler bütününe sahipler. De Gaulle’ün “Avrupa ve kızı Amerika” sözüyle Avrupa’yı oluşturan temelin, her şeyden önce, ortak değerleri olduğunu savunur Fransa. Ancak şimdi, Avrupalı entelektüeller, Avrupa değerlerinin unutulduğunu; orta sınıfların bedel ödediği, Euro ve serbest ticaretin ezici gücüyle sürdürülen bir sosyal savaşa girişildiğini belirtiyorlar.
Emmanuel Macron ve Donald Trump G7 zirvesinde yaptığı ortak basın açıklamasında, anlaşmazlıklar olsa dahi, ortak çıkarlar doğrultusunda hareket etmek için istekli olduklarını dile getirdiler. Trump, G7 içerisinde bir serbest ticaret anlaşması yapmayı önerirken, Macron “Bir bildirinin tüm anlaşmazlıkları ortadan kaldıramayacağının” üstünde durdu, ABD ile gümrük vergileri konusundaki anlaşmazlığın üstüne gideceklerini bildirdi. Zirvenin Başkanı, Trudeau, korumacılıkla mücadele edeceklerini, DTO’nun geliştirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz enerji, küresel güvenlik ve ekonomik büyüme konusundaki ilerlemelerin altını çizdi. Ancak, D. Trump’in keskin tutumu sonucu, G6+1 ortak bir noktada buluşamadı...
2019 Yazında, bir sonraki G7 zirvesine ev sahipliği yapacak olan E. Macron, bakalım Avrupa’nın bu örgütteki etkinliğini sağlayabilecek mi?
Artık yalnız ABD ile AB arasındaki anlaşmazlıklar değil, AB içerisindeki güç mücadelesi de su yüzüne çıkıyor…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serpil çıldır 2018-06-11 18:08:07

Kutluyorum yerinde tesbitler kalemine kuvvet yolun açık olsun

Avatar
killerfad 2018-06-12 13:57:33

Guzel yazi

Avatar
Buğra 2018-06-17 15:47:05

Avrupa ülkelerinin kendi arasındaki anlaşmazlıkları Abd'nin yaklaşımına doğrudan etki ediyor. Eğer Trump bu tutumunu sürdürürse avrupa birliği için uzun vadede tehlike çanları çalacak gibi duruyor: kaleminize sağlık.