banner87

Son günlerde İstanbul’da toplu taşıma araçlarında yaşanan saldırı, kavga olaylarında ciddi bir artış var. Aslında sadece toplu taşımada değil, trafiğin olduğu her sokakta aynı tür tartışma ve kavgalara tanık oluyoruz. Dünyanın en büyük ‘cangıl’ı haline gelen İstanbul’da en ufak bir tartışma ya da gerginlik artık taşlı sopalı kavgayla sonuçlanıyor. İşin ilginç yanı bu kavgaların önemli bir kısmının aktörleri arasında İETT şoförlerinin de olması.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘yüzyılın icadı’ olarak lanse edilen metrobüslerin sabıka dosyası oldukça kabarık. Yaklaşık 4 yıl metrobüsü kullanarak işe gidip gelen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki hem altyapı hem de işletim sistemi açısından metrobüsler patlamaya hazır bomba gibi. Daracık yolcu platformları, sabah ve akşam saatlerinde ayakta durmaya yer bırakmayacak kadar kalabalık oluyor. Biri yanlışlıkla omzunuza dokunsa yola düşmeniz işten bile değil. İnsanlar araçlara binebilmek için birbirlerini eziyor. Öte yandan “İETT’nin en beceriksiz ve kaba şoförleri metrobüs hattında çalışıyor. Kendisine ayrılmış tek bir şeritte araç kullanmalarına karşın çok sayıda ölümlü kazaya karışan metrobüs şoförleri, yolcularla iletişim kurmayı da bilmiyor. Yolcu indirmek için platforma yaklaştıklarında otobüsün kapısı ile durak arasında en az yarım metre mesafeyle duruyorlar. Yaşlılar, engelliler, bebek arabaları ya da valiz taşıyanlar ‘3 adım’ yarışlarına katılmış gibi zıplayarak otobüslerden inebiliyor. Şoförler sorduğunuz hiçbir soruya yanıt vermediği gibi ısrar edenleri de sert bir dille azarlıyor. Gerçi halkımız da soru sormayı bilmiyor, daha doğrusu soru sormak yerine bağırmayı tercih ediyor.


İETT’den yasaksavar yanıt


Birkaç yıl önce metrobüste, bir anne-kız ile şoförün kavgasına tanık olmuştum. Kız annesinin rahatsız olduğunu söyleyip otobüsü platforma biraz daha yaklaştırmasını istedi, şoför duymamazlıktan geldi. Araçtaki gençlerden biri kadının inmesine yardım etti. Otobüs hareket ettiğinde kız sinirlenerek elindeki küçük çantasıyla otobüse vurdu. Şoför el frenini çekti, kapıları açıp otobüsten fırladı ve genç kızın üzerine yürüdü. Durakta bekleyenler müdahale etmeseydi olay çok daha vahim hale gelecekti.
Bu durumu İETT’ye bildirip “şoförlerinize psikolojik destek veriyor musunuz, yolcularla nasıl iletişim kuracakları konusunda eğitimler düzenliyor musunuz, yolcular arasında yaşanan bir tartışmada şoför, nasıl davranacağı konusunda bilgilendiriliyor mu?” şeklinde sorular sordum. Belediyenin verdiği yanıtta “Başvurunuz inceleniyor, görüşleriniz için teşekkür ederiz” yazıyordu.
Artık ölümlü kavgaların, kazaların olmaması için yüzlerce insanın canının emanet edildiği şoförlerin eğitilmesi, psikolojik destek verilmesi, çalışma koşullarının düzeltilmesi gerekiyor. Şunu da unutmayalım ki İstanbul trafiğinde saatlerce araç kullanmak, binlerce kişiyle muhatap olmak hem ruhen hem de bedenen yıpratıcı. Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hem şoför hem de yolcular için eğitim çalışmalarına bir an önce başlaması gerekiyor.
Yargının da üzerine düşen sorumluluklar var. Şort giydi diyen genç kızı döveni, şoföre saldıranları ya da saldırgan şoförleri ifadesini aldıktan sonra serbest bırakırsa herkes “nasıl olsa bir şey olmuyor” diyerek her sorun yaşadığı kişiyi tekme tokat döver!

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.