Bu mevsimde bizim buralarda gübreciler, fideciler, tohumcular dolaşır. Nerede bahçeli ev varsa hemen sorarlar:

"Var mı bir isteğiniz?"

Alman ilacı, İsrail tohumu, Amerikan makası, Çin çim makinesi, Rus gübresi...

Maşallah Birleşmiş Milletler gibidir hepsi de nedense hiçbiri Türk malı bir şey satmaz...

Geçenlerde masayı sandalyeyi terasa attım. Bir bardak tavşan kanı çay koydum. Kitabımı okumaya başlamıştım ki bir sesle irkildim:

“Bahçeniz çok güzel.”

Baktım, duvara yaslanmış iki adam. Arkalarında …”Tohumcu” yazan bir kamyonet.

“Şuralara bostan ekin” dedi biri.

Hayır, anlamında başımı salladım.

"Eliyle bir köşeyi gösterip “Bakın, şuraya karpuz ekin!" dedi bu kez.

Kibarca; "Tohumunuz yabancı, karpuzların tadı kabak." dedim.

Bu kez diğeri: " hıyar ekin!" demesin mi?

Tepem attı. Gürledim: "Hayırrr! Çarşı pazar hıyar dolu. Biri beş para etmiyor."

Baktılar ki benden hayır yok, homurdana homurdana çekip gittiler.

Çayımı bitirmiştim ki bu kez gençten biri seslendi:

"Bahçeniz çok güzel.”

“Bostan yetiştirmiyorum.” dedim.

“Ben fidancıyım” dedi.

Bizim buralarda “Altmışından sonra ev istiyorsan yapılmış, bahçe istiyorsan dikilmiş al!” derler; ama ben, bencillikten en uzak eylemin ağaç dikmek olduğunu düşünürüm. Hele hele Haz. Muhammed’in; “Yarın kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizde fidan varsa dikin.” önerisini nasıl unuturum.

“Neler var?” dedim.

İyi bir müşteri bulduğunu düşünerek saymaya başladı

Erikler var…

İtalyan, Japon, Formosa, Anjelika…

Armutlar var…

Naşi, Santa Maria, Carmen, Concorde…

Daha fazla dinlemek istemedim.

Fidancı durumu anlamış olmalı ki?

“Goji berry, aronia, liçi, pitaya istemez misiniz?”

Duymazdan geldim.

“Kaktüs var kaktüs. Amerikan… Çok özel..." deyiverdi inadına.

"Hayır! Hayır kardeşim." dedim.

Aldırmadı. Belli ki beni çıldırtmaya kararlı.

“Su istemezler. Şimdi rağbet bunlara."

İçimden; "Devesi bol olan memlekette, diken sevenin bol olmasından doğal ne olabilir ki!" diye homurdana homurdana içeri girdim.

Uzatmayayım, hafta boyunca gelenlerin ardı arkası kesilmedi. Kimi Bordo bulamacından söz etti, kimi hakiki Alman Bayern ilaçlarından...

Baktım ki bahçe böyle boş kalırsa akıl veren çok olacak. Gelen geçen bahçeme burnunu sokacak. Kâğıdı kalemi aldım ve yazdım:

Bu bahar bahçemin bir köşesine ahlat fidanı dikeceğim. Aşısı Ankara olacak. Kökleri derinlerde, sağlam. Zeytin dikeceğim, delicesi dağlarımdan. Barışlara taç yapsın gelecek kuşaklar. Can eriği de olacak elbette. Canlara can katsın. Güller dikeceğim, dostlarla yürek yüreğe "Kırmızı gülün âli var" türküsünü söyleyelim diye.

Ve bahçemin tam ortasında da Atatürk Çiçekleri filizlenecek yeniden. Düşmanı çok, bakımı zormuş. Olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.