Bülent Uygun konuşmuş: “Ben Türkiye'de çalıştıkça yabancı teknik direktörlerin ne kadar yeteneksiz olduklarını gördüm. Hep 'Guardiola şöyle yapıyor, böyle yapıyor' diye örneklendirme yaparak Türk teknik direktörleri aşağılamaya çalışıyorlar. Kardeşim Guardiola ya da o seviyedeki başka teknik direktörlere 1-2 milyar dolarlık takım teslim ediyorlar. 1-2 milyar dolarlık takıma teknik direktör olarak kimi koysan yönetir, zaten takım mühendisliği diye bir şey de var. Orada paralar düzenli ödeniyor. Gelsinler buraya 700 milyon borcu olan kulübe, takımın en iyi oyuncusu satılmış olsun, yerine adam almamış olsunlar, yabancıyı kovsunlar, sonra affetsinler, al yap şampiyon da görelim. Bırak şampiyon yapmayı alır valizi o büyük hocalar ertesi gün arkasına bakmadan çeker gider...”

Ben bu köşede teknik direktörlerin ille de futbol kökenli olmasının lüzumsuz olduğunu ifade ettim. Teknik direktörlük işinin zirvesi sayılabilecek Klopp ve Guardiola ikilisinin bile yetersiz yanları olduğunu, sınırsız IQ ve beceri getirecek ekip çalışmasının teknoloji ile birleşerek daha iyi sonuç vereceğini yazdım. Ama işte bir de işin dip noktası var, cahil cesareti dediğimiz menem var! Yukarıda okuduğunuz Bülent Uygun açıklaması işte tam da bu duruma örnek... Klopp’un da Guardiola’nın da kıçından ter akıyor, söyleyim size. Aldıkları paranın, kurdukları kadronun hakkını veriyorlar. Peki, bizim lümpenler ne veriyor?!

Emre Özcan twitter’da yazdı: “Virgil van Dijk’ın çalım yemediği gerçeğini hemen herkes biliyor artık. Bu sezon lig ve Avrupa’da toplam 50 maça çıktı ve herhangi bir dripling denemesinde rakipler Van Dijk’ı geçemedi. Bu deneme içine girdiklerine de defalarca şahit olduk, özellikle Premier League’de. Peki, Avrupa’nın elit stoperleri ne yapmış bu konuda? Sonuçlar enteresan. Pique 46 maçta 17, Ramos 33 maçta 19, Laporte 45 maçta 16, Vertonghen 32’de 14, Chiellini 31’de 6, Thiago Silva 32’de 7,  Hummels 27’de 19, Skriniar 41’de 29, Bonucci 39 maçta 7 çalım yemiş bu sezon.” 

Aylar evvel Van Dijk, Liverpool’da harika oyununu sürdürürken kardeşim Serbay ve genç kalem Yağız’a şöyle demiştim: “Size bir şey diyeceğim ama çekiniyorum; şirke girmekten korkuyorum. :) Galiba Van Dijk gelmiş geçmiş en iyi stoper. Baresi, Maldini, Nesta gibi yer tutma mantığı, Uche gibi önsezisi var. Ve zaman zaman Bonucci kadar iyi pas atıyor. Galiba en iyisi ya da en iyisi olacak...” 

Böyle söylediğimden mütevellit şimdi çıkan sezonsal sonuçlara şaşırmıyorum ve fakat onunla ilgili aşırı şaşırtıcı bir durumu da düzeltelim: “18-19 Şampiyonlar Ligi maçlarında bir futbolcunun ulaştığı en büyük hız nedir?” İstatistiksel anlamda bu sorunun da cevabı Van Dijk. İlk Barcelona maçının sonunda 34.5 km/saat hızla birinci olmuş. Leroy Sane ikinci, Gareth Bale beşinci örneğin. Bu sonuç onun en hızlı olduğu anlamına gelmiyor, oyun yapıları ve pozisyon gereği liderlik kapmış... Tabii yine de dev bir stoperin böylesine hızlı olması ilginç ötesi... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.