Tarih 1 Şubat 1979. Akşam üzeri gündeme Türkiye’yi 9 büyüklüğünde bir depremden beter sallayacak bir haber düşüyor. Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi öldürüldü! Abdi Bey o sabah uçakla Ankara’ya gitmiş, bazı önemli görüşmeler yaptıktan sonra İstanbul’a dönmüştü. Kimilerine göre görüştüğü kişiler arasında dönemin CIA istasyon şeflerinden, Özbek CIA casusu Ruzi Nazar’ın yetiştirmesi Paul Henze de vardı. Nişantaşı’ndaki evine giderken arabasının içinde çapraz ateşe tutularak öldürülmüştü.

Ülke zaten bir kaç yıldır arka arkaya işlenen siyasi cinayetlerle sarsılıp duruyordu. Abdi Bey’den önce Doğan Öz, Bedrettin Cömert, İstanbul Teknik Üniversitasi’nin (İTÜ) unutulmaz rektörü Ord. Prof.Dr. Bedri Karafakioğlu, daha pek çok sayamadıklarım da benzer cinayetlere kurban gitmişlerdi. Türkiye adım adım bir yerlere sürükleniyordu da, nereye?

Abdi Bey’in suikastı üzerine yine siyasilerimiz büyük büyük laflar etti. “Kanı yerde kalmayacak,” türünden hamasi açıklamalar yapıldı. Derken aynı yılın 25 Haziran’ında haber patladı. Abdi Bey’in katili yakalanmıştı. Adı Mehmet Ali Ağca’ydı. Ülkücülere bulaştığı söyleniyordu. Maltepe Askeri Cezaevi’ne konuldu.

Fakat o da ne? 23 Kasım 1979’da Mehmet Ali Ağca olağanüstü sıkı bir biçimde korunan Maltepe Askeri Cezaevi’nden gizli eller tarafından kaçırılmıştı. Sonradan Ağca’yı kaçıranların Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı ve arkadaşları olduğu ortaya çıkacaktı. Çatlı grubu Ağca’yı, Maltepe Cezaevi’ndeki adamları vasıtasıyla çıkarmış ve Bulgaristan’a göndermişlerdi.  Bir de not düşelim.  O sırada Bekir Çelenk isimli ünlü uyuşturucu ve silah kaçakçısı da Bulgaristan’daydı. İkinci bir not: 1992 24 Ocak’ta evinin önündeki otomobilinin havaya uçurulmasıyla öldürülen gazeteci Uğur Mumcu bütün olanları ve olacakları Papa Mafya Ağca isimli kitabında yazmıştı.

Ağca bir süre izini kaybettirdi. Derken Mayıs 1981’de Roma’daki San Pietro meydanında ortaya çıktı. Papa II.Jean Paul’e suikast düzenlemişti. Hemen derdest edildi ve İtalya’da yargılandı. 1986’da da ömür boyu hapse mahkum edildi. Ancak Papa’nın kendisini affettiğini açıklaması üzerine 2000 yılında dönemin İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi tarafından Türkiye’ye iade edildi.

Bundan sonra neler olduğunu merak edenlere.. Ağca’nın Abdi Bey’i öldürmesi nedeniyle aldığı ölüm cezası 1991’de yürürlüğe giren infaz yasası yüzünden 10 yıl hapse çevrildi. İki ayrı gasp ve soygun suçlarından aldığı toplam 36 yıl ağır hapis cezası da af yasası nedeniyle 7 yıl 2 aya indirildi. İnfaz yasası gereği Ağca 2006’da cezasını tamamladığı gerekçesiyle serbest bırakıldı. Ancak Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine tahliye kararı oy birliğiyle bozuldu. Ağca aynı yıl yeniden tutuklanarak bu kez Kartal Cezaevi’ne gönderildi.Oradan Sincan Cezaevi’ne transfer oldu.

Sonra mı? 18 Ocak 2010’da cezasını tamamlayarak kuşlar gibi serbest kaldı. Cezasını çekti diye uluslararası silah tacirleri, mafya örgütleri, diğer suç şebekelerinin maşası eli kanlı bir katil şimdi elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşıyor. Bu nasıl bir ceza yasası, hukuk anlayışı ve infaz sistemidir? Anlayan beri gelsin.

Sonuçta olan gidene oldu. Abdi İpekçi gibi büyük bir beyin, gerçek anlamda bir gazeteci yok edildi. Üstelik de acılı ailesinin bütün girişimleri hiçe sayılarak ve kızı Nükhet İpekçi İzet’in ifadesiyle neredeyse aşağılanarak...

Türkiye garip bir ülke. En önemli değerlerini yok etmekte herhalde dünyada bir eşi daha yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.