Abdullah Ağırkan
CHP’yi Büyüten Birliktir
Siyasal yaşamda tarafsızlık çoğu zaman mümkün değildir. Siyaset, tercih yapmayı; tercih yapmak ise bir yerde taraf olmayı gerektirir. Ben de 2008 yılından bu yana Cumhuriyet Halk Partisi’nde görev alan bir partili olarak, farklı dönemlerde çeşitli sorumluluklar üstlendim. İstanbul İl Gençlik Komisyonu üyeliği, Gençlik MYK üyeliği (geçici atama), Genel Merkez bilişim çalışmaları ve gençlik medyası projelerinde yer aldım. Genç Söylev dergisinde çalışmalar yürüttük; genç yaşlarda CHP’ye yakın ulusal gazete ve televizyon kuruluşlarında yazar ve yönetici olarak görev yaptım.
2019 yerel seçimlerinde büyüdüğüm Eyüpsultan’da medya kampanyalarının içerisinde bulundum. O dönemde birlikte çalıştığımız birçok arkadaşımız bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin farklı kademelerinde görev yapıyor. 2024 yerel seçimlerinde ise il ve büyükşehir düzeyinde medya ve koordinasyon çalışmalarında, CHP'nin başarısı için emek veren biri olarak görev aldım.
Siyasette görüş ayrılıkları doğaldır, hatta gereklidir. Farklı fikirlerin bulunmadığı bir siyasi yapı gelişemez, kendini yenileyemez. Ancak ayrışmanın bir noktadan sonra örgütsel enerjiyi tükettiği de bir gerçektir.
Bugün CHP içerisinde farklı eğilimler, farklı değerlendirmeler ve farklı siyasi pozisyonlar bulunmaktadır. Herkes kendi görüşünü savunmakta, kendi yaklaşımının parti açısından daha doğru olduğunu düşünmektedir. Bu durum siyasetin doğasında vardır. Ancak asıl mesele, hangi tarafta durduğumuzdan çok, ortak hedef etrafında bir arada kalabilmektir.
CHP'nin tarihi yalnızca liderlerin, yöneticilerin ya da kadroların tarihi değildir. Aynı zamanda dayanışmanın, ortak mücadele kültürünün ve kurumsal hafızanın tarihidir. Parti içi rekabet olabilir, eleştiriler yapılabilir, farklı görüşler savunulabilir. Fakat bu farklılıkların kalıcı kırgınlıklara ve düşmanlıklara dönüşmesi ne partiye ne de Türkiye'nin demokrasi mücadelesine katkı sağlar.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni kamplaşmalar yaratmak değil, ortak aklı büyütmektir. Çünkü siyasal mücadelelerde en zor olan ayrışmak değil; farklılıklara rağmen birlikte yürüyebilmektir. Kurumsal yapılar ancak bu olgunluğu gösterebildikleri ölçüde güçlenir ve topluma güven verebilir.
Kişiler gelir geçer, görevler değişir, makamlar el değiştirir. Kalıcı olan ise kurumların kimliği, ilkeleri ve ortak mücadele ruhudur. Bu nedenle bugün yapılması gereken, tarafları çoğaltmak değil; diyaloğu, dayanışmayı ve birlik duygusunu güçlendirmektir.
Çünkü mesele kimin kazandığı değil, CHP'nin birlik içinde güçlenerek yoluna devam edebilmesidir. Siyasi rekabetin sonunda kazanan kişiler değil, örgütün bütünlüğü ve ortak hedefleri olmalıdır. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu demokratik değişim de ancak güçlü, kapsayıcı ve birlikte hareket edebilen bir siyasal anlayışla mümkün olacaktır.