Bir Dost
*HAN-I YAĞMA*
Bu milletin ki mustarip,
Bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin,
Yiyin-yutun hapır-hapır..
Yiyin efendiler yiyin,
Bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca,
Çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız,
Bu çehrenizde bellidir,
Yiyin, yemezseniz bugün,
Yarın kalır mı kim bilir?
.....
Bu sofra iltifatınızdan,
İşte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer,
Bütün şu kanlı lokmalar..
Verir zavallı memleket,
Verir ne varsa,
Malını,
Vücudunu,
Hayatını,
Ümidini,
Hayalini,
Bütün ferağ-ı halini,
Olanca şevk-i balini,
Hemen yutun düşünmeyin,
Haramını,
Helalini..
Bu harmanın gelir sonu,
Kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner,
Bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi,
Bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın,
Tıkıştırın,
Kapış-kapış, Çanak-çanak..
~ ~
"Yiyin efendiler yiyin",
Olarak bilinen bu ünlü şiir,
Tevfik Fikret'in,
Haziran 1912'de yazdığı,
"Han-ı Yağma" adlı şiir,
Eleştirel bir eseridir..
Ülkenin varlığını
Ve
Halkın emeğini sömürenleri,
Hedef alır..
Bu şiir,
Ülkenin
Ve
Halkın kaynaklarının,
Yöneticiler-idareciler
Ve
Üst sınıflar tarafından bencilce,
Açgözlüce
Ve
Pervasızca sömürülmesini anlatır..
Bu şiir ile,
Masaya yatırılan sofra,
Aslında acı çeken,
Can çekişen
Ve
Yoksulluk içindeki,
Türk milletinin hayatıdır
Ve de
Ülkenin varlıklarıdır..
Halk yoklukla boğuşurken,
"Efendiler" denilen kesimin;
Sarayları,
Konakları,
Şeref
Ve
Serveti acımasızca,
Korkusuzca
Ve de
Hiçbir şeyden çekinmeden tüketmesini,
İğneleyici- iğrendirici bir dille,
Yüzlerine vurarak serpiştiriyor..
Han-ı Yağma şiiri, yalnızca döneminin siyasi bir eleştirisi değil;
İnsan doğası,
Ahlak,
Devlet
Ve
Varoluş üzerine kurulu,
Derin bir etik-politik felsefe metnidir.
Tevfik Fikret’in bu dizelerde kurduğu felsefi zemin,
Şu temel kavramlar üzerinden çözümlenebilir:
Tevfik Fikret,
Toplumun üst kademelerinde yaşanan durumu,
Bir değerler erozyonu olarak görür.
Şiirde tasvir edilen "efendiler",
Evrensel ahlak yasalarını tamamen çiğnemiş,
Erdemi yok saymışlardır.
Onlar için adalet,
Hak
Veya
Ödev bilinci kalmamıştır..
Bu durum,
Toplumsal bir ahlaki nihilizmdir.
Yani değersizleşme;
Çünkü gücü elinde bulunduranlar için,
Eylemlerinin tek ölçütü,
Kendi doyumları haline gelmiştir..
Felsefe tarihinde Epikür gibi düşünürler,
Hazza önem verseler de,
Bunu "akıllıca bir ölçülülük" içinde savunurlar.
Han-ı Yağma’da ise,
Karşımıza çıkan şey,
Ölçüsüz,
Yıkıcı bir,
"Bencil hedonizm"
Ve
"Oburluktur"
Nesneleri
Ve
İnsanları da,
Sadece tüketilecek birer "araç" olarak gören bu zihniyet,
Kantçı ahlakın;
"İnsanı asla bir araç olarak görme,
Onu bir amaç olarak gör"
İlkesini taban-tabana,
Zıt bir biçimde ihlal eder..
"Doyunca,
Tıksırınca
Ve
Çatlayıncaya kadar" ifadesi,
Bu kontrolsüz hazzın eninde sonunda,
Kendi kendini de imha eden (öz-yıkımsal)
Felsefi doğasını gösterir..
Şiirde tasvir edilen düzen,
Doğadaki;
"Büyük balık,
Küçük balığı yutar"
Anlayışının topluma uyarlanmış halidir..
Tevfik Fikret,
Yöneticilerin halkın kaynaklarına el koymasını,
Bir tür Sosyal Darwinizm eleştirisi üzerinden okur. Gücü elinde bulunduranlar,
Zayıf olanın yaşam hakkını
Ve
Emeğini gasp etmeyi,
Kendilerinde bir "doğa hakkı" olarak görmektedir. Şair buna isyan ederek,
İnsanın hayvani içgüdülerinden sıyrılıp,
"Hukuk ve akıl" zeminine,
Yükselmesi gerektiğini savunur..
Thomas Hobbes
Ve
Jean-Jacques Rousseau gibi düşünürlerin,
Toplumsal Sözleşme teorilerine göre devlet;
Bireylerin haklarını korumak,
Adaleti sağlamak
Ve de
Ortak iyiyi büyütmek için vardır..
Han-ı Yağma’da devlet mekanizması,
Halkı koruyan bir yapı olmaktan çıkmış,
Tam tersine halkı mülksüzleştiren bir aygıta dönüşmüştür..
Halk, kendi emeğinin
Ve
Ülkesinin ürünlerine yabancılaşmıştır anlamda bir yabancılaşmayı içerir,
Sofra halkın sofrasıdır,
Ancak halk o sofraya,
Sadece seyirci kalmaktadır..
Özetle şunu belirtmek isterim ki;
Felsefi açıdan Han-ı Yağma;
Kontrol edilmeyen güç
Ve
İştahın,
İnsanı nasıl hayvani bir barbarlık seviyesine indirgediğinin;
Adaletin
Ve
Ölçülülüğün olmadığı bir toplumun ise,
Nasıl felsefi
Ve de
Ahlaki bir çürümeye,
Mahkum olduğunun manifestosudur.
Cem Karaca tarafından,
Müzikal uyarlaması da yapılmıştır..
☆
Topraktan geldik deriz,
Betona taparız,
Bir damla sudan doğup,
Denizleri yakarız,
Mezar taşımıza yazarız,
Şanlı unvanlarımızı,
Altındaki kemikten,
Her nedense kaçarız..
*
Gün güldüre☺️